ELÇİLERİN İŞLERİ




SAFİRA

Elçilerin İşleri 5:1-11Hananya adında bir adam, karısı Safira’nın onayıyla bir mülk sattı, paranın bir kısmını kendine saklayarak gerisini getirip elçilerin buyruğuna verdi. Karısının da olup bitenlerden haberi vardı. Petrus ona, “Hananya, nasıl oldu da Şeytan’a uydun, Kutsal Ruh’a yalan söyleyip mülkün parasının bir kısmını kendine sakladın?” dedi. “Mülk satılmadan önce sana ait değil miydi? Sen onu sattıktan sonra da parayı dilediğin gibi kullanamaz mıydın? Neden yüreğinde böyle bir düzen kurdun? Sen insanlara değil, Tanrı’ya yalan söylemiş oldun.” Hananya bu sözleri işitince yere yıkılıp can verdi. Olanları duyan herkesi büyük bir korku sardı. Gençler kalkıp Hananya’nın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler. Bundan yaklaşık üç saat sonra Hananya’nın karısı, olanlardan habersiz içeri girdi. Petrus, “Söyle bana, mülkü bu fiyata mı sattınız?” diye sordu. “Evet, bu fiyata” dedi Safira. Petrus ona şöyle dedi: “Rab’bin Ruhu’nu sınamak için nasıl oldu da sözbirliği ettiniz? İşte, kocanı gömenlerin ayak sesleri kapıda, seni de dışarı taşıyacaklar.” Kadın o anda Petrus’un ayakları dibine yıkılıp can verdi. İçeri giren gençler onu ölmüş buldular, onu da dışarı taşıyarak kocasının yanına gömdüler. İnanlılar topluluğunun tümünü ve olayı duyanların hepsini büyük bir korku sardı.


YORUM: Safira ve kocası Yeruşalim’deki ilk iman eden kişiler arasındaydılar. Hizmetlerinde aktif, aynı zamanda dışarıdan göründüğü kadarıyla, ruhsal yaşantıları iyiydi. Hayatlarında birçok bereket vardı. İsa’ya iman edip sonsuz yaşamı aldılar. Hananya ile iyi bir evlilikleri vardı. Sıcak ve şefkatli imanlılar topluluğunun üyelerinden biriydi. Ama bunlar yeterli değildi, sıradan insan olmak yerine, seçkin ve özel biri olmak istediler. Safira için eklenmesi gereken başka not ise; yüreği Rab’be tam olarak odaklanmamıştı, öyle olmasaydı, Tanrı’yı aldatamayacağını bilmesi gerekirdi. Yüreklerinde Şeytan’a kapı açtılar. Şeytan’a hayatımızda, yüreğimizde küçük bir kapı açmak bile hatadır, çünkü Şeytan bununla yetinmeyip hayatımızın, yüreğimizin tamamını ele geçirmek ister.

Bir mülk sattılar ve gelirin bir kısmını elçilere verdiler. Kimse onlardan böyle bir şey yapmalarını istememişti. Sattıkları mülkün parasının tümünü vermek zorunda da değillerdi. Paranın hepsini vermiş gibi, içten olmaya çalıştılar ve bu konuda dürüst davranmadılar. Diğer insanlara karşı cömert görünmek isterlerken, Rab’be her şeylerini teslim edecek kadar güvenmediler. Hem parayı hem Tanrı’yı seviyorlardı. İsa Mesih Matta 6:24’de; “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz”dedi.

Safira ve kocası için, Tanrı’nın ne düşündüğü değil, insanların ne düşündüğü daha önemliydi. Onlar için önemli olan; insanların övgüsünü kazanmaktı. Bilgelikten ve Rab korkusundan yoksunlardı. Mezmur 111:10“Bilgeliğin temeli RAB korkusudur…”der.

İlk imanlılar sahip oldukları maddi olanaklarını kendi aralarında paylaşıyorlardı. Elçi Barnaba da tıpkı Hananya ve Safira gibi sahip olduğu tarlayı sattı. Elde ettiği paranın tamamını getirip elçilerin buyruğuna verdi, Hananya ve Safira gibi bir kısmını hile ile kendine ayırmadı (Elçilerin İşleri 4:32-37).

Günahlarını bu denli ciddi kılan paranın miktarı değil, ikiyüzlülükleriydi. Bir keresinde İsa şöyle dedi; “Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz”(Matta 23:28). Yaptıkları plana bazılarını inandırabilirlerdi, fakat Kutsal Ruh’un gücüyle dolu olan Petrus’u değil. Hananya ve Safira yalnız Petrus’a değil, en önemlisi Tanrı’ya da yalan söylediler. Peki, yalan söylemeleri ölmeleri için geçerli bir sebep miydi? Petrus da İsa’yı tanıdığını üç kez inkâr edip, yalan söylemedi mi? Bu, para hakkında söylenen yalandan daha kötü değil miydi? Petrus İsa’yı inkâr ettiğinde henüz İsa göğe alınmamış ve Kutsal Ruh henüz verilmemişti. İsa göğe alındıktan sonra, önceden vaat ettiği gibi Kutsal Ruh’u gönderdi. Petrus bir elçiydi ve Tanrı tarafından atanmıştı. Kutsal Ruh tarafından elçi olarak meshedilmişti. Tanrı bu olay aracılığıyla kilisenin, elçilerin otoritesini tanımasını ve saygı duymasını istedi. Bu olayın bu kadar şiddetli bir karşılığının olması aynı zamanda günahın ciddiyetini göstermek içindi.

Petrus, Safira’yı kocasıyla işbirliği yapıp Kutsal Ruh’u sınamakla suçladı. İnsanlara değil Tanrı’ya karşı yalan söylemiş oluyorlardı. O anda yere yıkılıp öldüler. Peki, Safira neden yalan söyledi? Korktuğundan mı, yoksa yalan söylediği anlaşılınca duyacağı utançtan mı? Bu, Tanrı’nın ilk kilise üyelerine günah konusunda verdiği bir uyarıydı. Böyle saf ve temiz bir topluluğun içinde yalan ve günah barınamazdı. İsa öğrencilerini şu sözlerle uyarıyor; “Bunun için diyorum ki, insanların işlediği her günah, ettiği her küfür bağışlanacak; ama Ruh’a edilen küfür bağışlanmayacaktır”(Matta 12:31).

Petrus, Safira’ya; “Söyle bana, mülkü bu fiyata mı sattınız?”diye sordu (Elçilerin İşleri 5:8). Aslında bu soru ile Safira’ya doğruyu söylemesi için bir fırsat veriliyor. Ya gerçeği söyleyip yaşayacak ya da gerçeği gizleyip ölecekti. Ne yazık ki Safira gerçeği gizlemeyi seçip canından oldu. Yalan söylediklerinde ikisi de ölümü akıllarından geçirmemişlerdir. Aslında tarlayı satıp paranın bir kısmını kendilerine ayırmak Hananya’nın fikriydi. Safira’nın tek suçu, başından beri kocasının yaptığı plana ortak olması ve gerçeği saklamasıydı.


Referans ayetler:

Elçilerin İşleri 5:1-11


TABİTA

Elçilerin İşleri 9:36-42Yafa’da, İsa öğrencisi olan Tabita adında bir kadın vardı. Tabita, ceylan anlamına gelir. Bu kadın her zaman iyilik yapıp yoksullara yardım ederdi. O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular. Lidda Yafa’ya yakın olduğundan, Petrus’un Lidda’da bulunduğunu duyan öğrenciler ona iki kişi yollayıp, “Vakit kaybetmeden yanımıza gel” diye yalvardılar. Petrus kalkıp onlarla birlikte gitti. Eve varınca onu üst kattaki odaya çıkardılar. Bütün dul kadınlar ağlayarak Petrus’un çevresinde toplandılar. Ona, Ceylan’ın kendileriyle birlikteyken diktiği entarilerle üstlükleri gösterdiler. Petrus, herkesi dışarı çıkarttı, diz çöküp dua etti. Sonra ölüye doğru dönerek, “Tabita, kalk” dedi. Kadın gözlerini açtı, Petrus’u görünce doğrulup oturdu. Petrus elini uzatarak onu ayağa kaldırdı. Sonra kutsallarla dul kadınları çağırdı, Ceylan’ı diri olarak onlara teslim etti. Bu olayın haberi bütün Yafa’ya yayıldı ve birçokları Rab’be inandı.


YORUM: İsa’nın öğrencisi olarak tanıtılan ilk kadındır (Elçilerin İşleri 9:36). İsa hakkında çok şey öğrendi ve O’nu izlemeye, hayatını O’na hizmet ederek geçirmeye karar verdi. Ne bir kadın peygamber ne de bir vaizdi. Bunun yerine yardım işleri ile meşguldü. İnsanlar onu çok seviyordu, çünkü diğer insanlarla ilgileniyordu ve bunu yaşamında pratik olarak gösterebiliyordu. Topluluktaki kişileri çok önemsiyordu. Olanaklarını ve becerilerini Rab’bin topluluğu için kullandı. Hastalandığı zaman çevresindeki onu seven insanlar çok kaygılandılar.

Dul bir kadındı. Kocasını ne zaman kaybettiğini bilmiyoruz. Eşini kaybettiği için yaşamdan vazgeçmek yerine, diğer imanlılara hizmet ederek daha mutlu ve daha anlamlı bir yaşama sahip oldu.

Bu bir gerçek ki; Tabita yaptıklarıyla diğer insanların hayatlarını olumlu olarak derinden etkiliyordu. Dul olmasına rağmen, topluluktaki dullara ve diğer ihtiyacı olan insanlara kıyafet dikerek yardım ediyordu. Tabita Müjde’yi insanlara anlattı mı, ya da tanıklığını paylaştı mı, bilmiyoruz ama emin olduğumuz bir şey var ki; o da yaptığı güzel işlerle insanlara İsa’yı yansıttı. Yaptıklarıyla çevresindeki insanların İsa’ya inanmaları için bir yol hazırladı. İnsanlar Tabita’yı, kendilerine yardım ve hizmet ettiği için değil, harika bir düşünceye ve yüreğe sahip olduğu için seviyorlardı.

Matta 5:16’da İsa Mesih; “Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız’ı yüceltsinler!”dedi. Tabita’nın bu örnek yaşamı kesinlikle Tanrı’nın yüceltilmesine neden olmuştur.

Tabita kendini iyi işlerle süslemişti.

Ölümden dirilmesi bir mucizeydi. Petrus’un onu ölümden diriltmesiyle kurtulmadı, İsa’ya inandığında zaten kurtuluşu almıştı. Kutsal Kitap’ta ölümden dirildikten sonraki yaşantısı hakkında herhangi bir kayıt yok ama tahmin edebiliriz ki Rab’be olan hizmeti daha da artmıştır ve onun yanında dirilmesine tanık olan kişilerin Tanrı’ya olan inançları daha da güçlenmiştir. Tabita’yı ölümden kurtaran Tanrı onun yardımda bulunduğu bu yoksulları içinde bulundukları fakirlikten ve sefaletten de kurtarabilirdi.

Petrus odadaki herkesi dışarı çıkardıktan sonra Tabita’nın ölü bedeninin yanında diz çöküp dua etti ve Tanrı onu hayata geri döndürdü. Tıpkı İsa’nın Luka 8:51-55’teki Havra yöneticisi Yair’in kızını dirilttiği gibi. Petrus da İsa’dan gördüğü örneğinin aynısını yaptı, İsa gibi bütün herkesi dışarı çıkardı, İsa gibi kadının elinden tutup “Kalk”dedi. İyi bir elçi öğretmeninin izinden gider. Luka 6:40’da İsa Mesih; “Öğrenci öğretmeninden üstün değildir, ama eğitimini tamamlayan her öğrenci öğretmeni gibi olacaktır”dedi.

Rab herkese armağanlar verir. Bizim yapmamız gereken; Rab’bin bize vermiş olduğu armağanları O’nun yüceliği ve Egemenliği için kullanmaktır. 1. Petrus 4:10,“Her biriniz hangi ruhsal armağanı aldıysanız, bunu Tanrı’nın çok yönlü lütfunun iyi kâhyaları olarak birbirinize hizmet etmekte kullanın” der.


Referans ayetler:

Elçilerin İşleri 9:36-43


LİDYA

Elçilerin İşleri 16:12-15Oradan da Filipi’ye geçtik. Burası bir Roma yerleşim merkezi ve Makedonya’nın o bölgesinde önemli bir kentti. Birkaç gün bu kentte kaldık. Şabat Günü kent kapısından çıkıp ırmak kıyısına gittik. Orada bir dua yeri olacağını düşünüyorduk. Oturduk, orada toplanmış kadınlarla konuşmaya başladık. Bizi dinleyenler arasında Tiyatira Kenti’nden Lidya adında bir kadın vardı. Mor kumaş ticareti yapan Lidya, Tanrı’ya tapan biriydi. Pavlus’un söylediklerine kulak vermesi için Rab onun yüreğini açtı. Lidya, ev halkıyla birlikte vaftiz olduktan sonra bizi evine çağırdı. “Beni Rab’bin bir inanlısı kabul ediyorsanız, gelin, evimde kalın” dedi ve bizi razı etti.


YORUM: Lidya’nın rolü dört ayetle özetlenmiş olmasına rağmen, hakkında çok şey öğrenebiliriz. Öncelikle yaptığı işte çok başarılıydı. O tarihlerde mor renk yüksek mevkii ve zenginliğin simgesiydi. Mor rengi oluşturmak, üretmek çok zordu. Bu nedenle mor renkli kumaşlar çok pahalıydı. Bu işle uğraşan Lidya’nın zengin ve iyi bir yaşantısı olduğunu tahmin edebiliriz. Kutsal Kitap’ta; “Lidya, ev halkıyla birlikte vaftiz olduktan sonra”, diye geçer. Lidya ile birlikte vaftiz olanların aile üyelerinden birileri mi, yoksa onunla birlikte çalışan kişiler mi olduğu bilinmiyor, büyük ihtimalle hem aile üyeleri hem de yanında çalışanlar Lidya gibi İsa Mesih’i benimsediler ve onunla birlikte vaftiz oldular.

Kocasından bahsedilmediği için evli olmadığı tahmin ediliyor.

O zamanlarda, Filipi’deki toplulukta, kaç kişi olduğu bilinmese de, Pavlus oraya her gittiğinde, Lidya’nın evinde bir araya geldiler. Toplulukta lider olan tek isim Lidya’ydı. İsa’ya olan inancı gerçek ve güçlüydü. Pavlus onu vaftiz etti ve onun misafirperverliğini kabul etti. Toplumda saygın bir yeri vardı. İsa’ya ve O’na inananlara şevkle bağlıydı ve bu bağlılığını evini topluluğa açarak gösterdi. Pavlus ve Silas yerel yöneticiler tarafından dövülüp, hapse atılırken, o cesurca imalıları evinde ağırladı. Bu inancın işini etkileyip etkilemeyeceğini düşünmeden İsa’yı kabul etti. İsa’ya olan inancına öncelik verip, işini ikinci plana attı. Şüphesiz Lidya Filipi’deki ilk İsa’ya inanan, ilk vaftiz olan, evini İsa inanlılarına açan ilk kişiydi.

Filipili kadın Lidya ‘iyi işe başlamak’ konusunda mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. Pavlus’un Filipi’deki mesajı kurtuluş üzerine odaklanmıştı ve zindancıya söylediği şeyleri dua yerinde toplanmış kadınlara ve Lidya’ya önceden söylemiş olduğundan emin olabiliriz; “Rab İsa’ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz.”Şüphe yok ki, Lidya iman ettiği günü hatırlıyor ve İsa’ya nasıl güvendiğinin öyküsünü anlatıyordu. Ama aynı öykü Elçilerin İşleri’nde yoğunlaşmamaktadır. Tersine, ‘Pavlus’un söylediklerine kulak vermesi için Rab onun yüreğini açtı.8


Referans Ayetler:

Elçilerin İşleri 16:13, 14, 15, 40


FALCI KÖLE KIZ

Elçilerin İşleri 16:16-23Bir gün biz dua yerine giderken, karşımıza, falcılık ruhuna tutulmuş köle bir kız çıktı. Bu kız, gelecekten haber vererek efendilerine bir hayli kazanç sağlıyordu. Pavlus’u ve bizleri izleyerek, “Bu adamlar yüce Tanrı’nın kullarıdır, kurtuluş yolunu bildiriyorlar!” diye bağırıp durdu. Ve günlerce sürdürdü bunu. Sonunda, bundan çok rahatsız olan Pavlus arkasına dönerek ruha, “İsa Mesih’in adıyla, bu kızın içinden çıkmanı buyuruyorum” dedi. Ruh hemen kızın içinden çıktı. Kızın efendileri, kazanç umutlarının yok olduğunu görünce Pavlus’la Silas’ı yakalayıp çarşı meydanına, yetkililerin önüne sürüklediler. Onları yargıçların karşısına çıkartarak, “Bu adamlar Yahudi’dir” dediler, “Kentimizi altüst ettiler. Biz Romalılar için benimsenmesi ve uygulanması yasak birtakım töreler yayıyorlar.” Halk da Pavlus’la Silas’a yapılan saldırıya katıldı. Yargıçlar onların giysilerini yırtıp sıyırarak değnekle dövülmeleri için buyruk verdi. Onları iyice dövdürdükten sonra hapse attılar.


YORUM: Pavlus kızdan neden rahatsız oldu? Onun bağırmasından mı bıktı? Kızın gerçekten kurtuluşa mı ihtiyacı vardı? Kendi kendine mi tövbe edecekti? Öncelikle şunu bilmek gerekir ki cinler aldatıcı ve güvenilmezdir. Elçiler, Rab’bin gücüyle yaptıkları büyük mucizelerini gören insanların, kendilerine bel bağlamalarını istemediler. İsa’nın ilk elçilerinin insanlara açıkça duyurduğu şuydu; “Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur”(Elçilerin İşleri 4:12).

Bu kızın cine ve efendilerine köle olmuş bir hayatı vardı. Fal bakarak para kazanıyordu. İnsanlar onun böyle bir yeteneği olduğunu düşünüyor ve söyledikleri şeyler için ona para veriyorlardı. Bu işe nasıl başladı ya da cinler tarafından ne zaman ve nasıl ele geçirildi, bilmiyoruz, hatta cinlerden kurtulduktan sonra hayatına nasıl devam ettiğini de bilmiyoruz.

Kızın içindeki cin günlerce elçilerin arkasından bağırıp durdu çünkü onun içindeki cin Tanrı’nın varlığının ve gücünün elçilerle olduğunu biliyordu.

Bu olaydan çıkaracağımız ders şudur; fal bakmak ve baktırmak ciddi bir olaydır. Bizim fala bakış açımız değil, Tanrı’nın bakış açısı önemlidir. Tanrı bu gibi olaylara nasıl bakıyor? Tanrı’nın falcılığa karşı olduğunu belirten birçok ayet var:


Yasanın Tekrarı 18:10-12Aranızda oğlunu ya da kızını ateşte kurban eden, falcı, büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ölülerin ruhlarına danışan kimse olmasın. Çünkü RAB bunları yapanlardan tiksinir. Tanrınız RAB, bu iğrenç töreleri yüzünden bu ulusları önünüzden kovacaktır.


Galatyalılar 5:19-21; Benliğin işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı Egemenliği’ni miras alamayacaklar.


Bakılan, baktırılan her fal Şeytan ve orduları için insanların hayatına girip onları tutsak etmek için birer fırsattır.


PRİSKİLA

Elçilerin İşleri 18:1-4Bundan sonra Pavlus Atina’dan ayrılıp Korint’e gitti. Orada Pontus doğumlu, Akvila adında bir Yahudi ile karısı Priskilla’yı buldu. Bunlar, Klavdius’un bütün Yahudiler’in Roma’yı terk etmesi yolundaki buyruğu üzerine, kısa süre önce İtalya’dan gelmişlerdi. Akvila ile Priskilla’nın yanına giden Pavlus, aynı meslekten olduğundan onlarla kalıp çalıştı. Çünkü meslekleri çadırcılıktı. Pavlus, her Şabat Günü havrada tartışarak hem Yahudiler’i hem Grekler’i ikna etmeye çalışıyordu.


Elçilerin İşleri 18:18-23Pavlus Korint’teki kardeşlerin yanında bir süre daha kaldı. Sonra onlarla vedalaştı, Priskilla ve Akvila ile birlikte Suriye’ye gitmek üzere gemiyle yola çıktı. Adakta bulunmuş olduğu için Kenhere’de saçlarını kestirmişti. Efes’e vardıkları zaman Priskilla ve Akvila’yı orada bıraktı. Kendisi havraya giderek Yahudiler’le tartışmaya başladı. Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi. Ama onlara veda ederken, “Tanrı dilerse yanınıza yine döneceğim” dedi. Sonra Efes’ten denize açıldı. Sezariye’ye vardıktan sonra Yeruşalim’e gidip oradaki kiliseyi ziyaret etti, oradan da Antakya’ya geçti. Bir süre orada kaldıktan sonra yola çıktı; Galatya bölgesini ve Frikya’yı dolaşarak bütün öğrencileri ruhça pekiştirdi.


YORUM: Priskilla ve kocası Akvila Yahudi kökenli Hristiyanlardı. Pavlus ile Korint’te tanıştılar. Roma İmparatoru Klavdius Yahudiler’i ülkeden kovduğunda, gelip diğer Yahudiler’le birlikte Korint’e yerleştiler.

Priskilla Yahudi bir eş olarak kocasına bağlıydı. İkisi de büyük bir özveriyle Rab’be hizmet ettiler. Tanrı’ya olan yakınlıklarını ve imanlarını İyi Haber’i insanlarla paylaşarak gösterdiler.

Pavlus’la çok yakın ilişkileri vardı, Pavlus’la birlikte hizmet edebilmek ve onun hizmetini desteklemek için, Pavlus’un gittiği yerlere işlerini de şehirden şehre taşıdılar. Uzakta oldukları zaman bile mektupla haberleşiyorlardı. Hem Roma’da hem de Efes’te büyük bir içtenlikle evlerini imanlılara açtılar, evlerini bir araya gelecekleri bir yer olarak kullandılar.

Priskilla bir kadın olarak ruhsal bir olgunluğa ve iman anlayışına sahipti. Etkili ve güzel konuşma yeteneğine sahip olan Apollos’a iman konusunda eğitmenlik yaptı.

Kutsal Kitap’ta Priskilla’nın adı beş yerde geçmektedir, bunların üçünde adı kocasından önce yazılmıştır. İmanlılar ona saygı duyuyorlardı, çünkü Priskilla saygı ve korkuyla RAB’be hizmet ediyordu.


Referans ayetler:

Elçilerin İşleri 18:1-26

Romalılar 16:3

1. Korintliler 16:19; 2

EVNİKİ

2. Timoteos 1:5Sendeki içten imanı anımsıyorum. Önce büyükannen Lois’in ve annen Evniki’nin sahip olduğu imana şimdi senin de sahip olduğuna eminim.”


YORUM: Timoteos’un annesiydi. Yahudi bir aileden geliyor. Konya ili sınırlarında kalan bugünküHatunsaray’ayakın Listra Kenti’ndendi.Evniki’nin annesi Luis’den bahsedilirken babası hakkında herhangi bir şeyden bahsetmez aynı zamanda Evniki’nin kocası hakkında da bahsetmiyor. Bir ihtimal bu aile Pavlus ile tanıştığı zamanlarda kocası hayatta değildi.

Bu iki kadın imanlarıyla Timoteos’u etkilediler ve onu iman yolunda iyi bir şekilde yetiştirdiler. Evniki Eski Antlaşma’yı çok iyi biliyordu, bu bilgilerini oğlu Timoteos’a da öğretti. Pavlus Timoteos’a yazdığı bir mektupta buna değinir; 2. Tim. 3:14 “Sense öğrendiğin ve güvendiğin ilkelere bağlı kal. Çünkü bunları kimlerden öğrendiğini biliyorsun. Mesih İsa’ya iman aracılığıyla seni bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte olan Kutsal Yazılar’ı da çocuklığundan beri biliyorsun.”

Pavlus Timoteos’a her fırsatta ‘sevgili oğlum’, ‘imanda öz oğlum’ diye seslenir. Bu Evniki için gurur verici olmalıydı. ”Annele baban seninle coşsun, Seni doğuran sevinsin” (Süleyman’ın Özdeyişleri 23:25).

Evniki oğluna“Tanrı’dan korkan kişi”anlamına gelen Timoteos’ ismini koydu.

Timoteos inanç eğitimini ilk olarak evde annesinden almıştı ama daha sonra ailece Pavlus aracılığıyla İsa’ya iman ettiler.

Evniki bize çocuk yetiştirme konusunda en iyi örneklerden biridir. Çocukları Rab’bin yolunda eğitmeli ve sonucunu da Rab’be bırakmalıyız. Özdeyişler 22:6“Çocuğu tutması gereken yola göre yetiştir, yaşlandığında o yoldan ayrılmaz.”


Referans ayet:

Elçilerin İşleri 1-3

2. Timoteos 1:5








1 Wikipedia, Minoan Snake goddess figurines.

2 William MacDonald, Kutsal Kitap Yorumu, Eski Antlaşma Serisi, Yeni Yaşam Yayınları 2004 syf. 35


3 Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal KitapYeni Yaşam Yayınları2009 s. 37

4 Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap Yeni Yaşam Yayınları 2009 s. 392.

5 Wikipedia: Naaman. Kutsal Kitap Yorumu, William Macdonald Yeni Yaşam Yayınları2204 s. 451

6 John Wimber - Kevin Springer, Etkin Müjdecilik Yeni Yaşam Yayınları 1995 s. 70

7 Wikipedia: Josephus's Jewish Antiquities Book XVIII, Chapter 5, 4


8 Alec Motyer, Filipililer’in Mesajı, syf 50 Haberci 2012