4. Üyelik

Kilise, üyelerinden oluşur; ‘Ruh aracılığıyla, Tanrı’nın yaşadığı yer olmak üzere kurulmuş’ (Efesliler 2:22) Rab İsa Mesih’in elçilerinden oluşan yaşayan ruhsal ev halkıdır. Kutsal Yazılar, herhangi bir yerel kiliseye bağlı olmayan izole ya da münzevi Hristiyanların varlığından söz etmez. Hristiyan sevgi ve paydaşlık bağında Hristiyanları birleştirmek ve yerel kiliseleri oluşturmak, Tanrı’nın tasarısı ve amacıdır. Dahası, yerel kiliselerde adının yüceltilmesini ve işlerinin övülmesini; Hristiyanların Rab’be olan hizmetlerinde ruhsal olarak gelişmelerini ve armağanlarını sunmalarını ve yerel kilise yaşamında birbirlerine hizmet etmelerini istemektedir. Elçilerin İşleri 2:41-47’de, Yeruşalim’deki yeni doğan kilisenin resmini açıkça görmekteyiz. İmanlılar arasında aynı amaca hizmet etmenin ve bağlılık anlayışının olması gerektiğinden daha önce bahsetmiştik. Aynı düşünce, Elçilerin İşleri 4:23-37; 5:11; 6:1-5’te de görülmektedir.

Ancak kendimize aşağıda yer alan şu soruları sormamız gerekmektedir:

  1. Yerel kilisenin gerçek üyeleri kimlerdir?

  2. Üyelikle ilgili izlememiz gereken, kilisenin doğru bir prosedürü nasıl olmalıdır?

  3. Kilise nasıl bir yaşam ve paydaşlık göstermelidir?

Bu son soru, bir sonraki çalışmamızın konusu olacaktır.

Üyeler

Evrensel Kilise’nin kurtarılmış ve böylece ‘Mesih’te’ olan kişileri kapsadığı gibi, yerel kilise de gerçekten iman eden kişilerden oluşmaktadır. Ne yazık ki Şeytan’ın yerel kiliseye saldırı yöntemlerinden biri, her anlamda kurtarılmış olduğu izlenimini veren ama esasında kurtarılmamış olan kişileri paydaşlık içine almaktır (Yahuda 4). Bu nedenle kilisenin paydaşlığa almadan önce kişilerin kişisel kurtuluşları ile ilgili uygun ve ciddi bir araştırma yapmaları sadece uygun olmakla kalmayıp bir zorunluluğa sahiptir. Korint’teki kiliselerin üyeleri ‘Mesih İsa’da kutsal kılınmış, kutsal olmaya çağrılmış’ kişilerdi (1. Korintliler 1:2). Efes’teki kilise ‘Efes’teki kutsallar’ ve ‘Mesih İsa’da olanlar’ olarak tanımlanmaktadır.

Rab İsa Mesih (Matta 18:17’de) ‘Eğer kardeşin onları dinlemek istemezse, durumu inanlılar topluluğuna bildir. İnanlılar topluluğunu da dinlemek istemezse, onu bir putperest ya da vergi görevlisi yerine koy’ demektedir. Bu daha sonra 1. Korintliler 5:4-5’te de vurgulanmaktadır. Kilise disiplinini daha sonra ele alacağız ama bu noktada dikkat çekmek istediğimiz şey, kilisede imanlı olmayan kişileri kilise paydaşlığının ve yaşamının dışında görmeleri gerektiğidir. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar gerçekten iman eden kişilerin üyeler olarak kabul edildiğinden emin olmamız gerektiği açıkça görülmektedir.

Daha sonra 1. Korintliler 12:13’ten kurtarılmış ruhlarla kiliseyi birleştirenin Ruh’un lütufkar eylemi olduğunu öğrenmekteyiz. Pavlus, ‘tek Ruh ile her birimiz tek bedende vaftiz edildik’ ifadesini kullanmaktadır. Bu vaftiz, Kutsal Ruh’un görünmeyen eylemidir, fakat imanlının vaftizi sırasında hiç şüphesiz gösterilmelidir. Elçilerin İşleri 2:41, doğru düzeni göstermektedir. İlk olarak, müjdeyi alarak; ikinci olarak, vaftiz edilerek ve üçüncü olarak kiliseye dâhil edilir. Bu nedenle kilise üyelerinin vaftiz olmuş imanlılar olması gerektiğini beyan ediyoruz. Bebek vaftizi uygulayan kişilerin bile vaftiz olmadan bir kişinin kilisenin üyesi olamayacağını beyan ettiklerini de belirtmemiz gerekmektedir.

1. Korintliler 12. bölümde Pavlus, kilise yaşamını tanımlamak için fiziksel beden örneğini kullanmıştır. Her bir üye bedenin bir üyesi gibidir ve diğer parçasından bağımsız olamaz. Her bir kısım gereklidir ve farklı farklı kısımlar bedende herhangi bir şekilsizlik olmasın diye uyum içerisinde işlev görmektedir. Bu nedenle, bir kiliseye katıldığımızda kendimizi bütün üyelerle birlikte sevgi ve uyum içinde yaşamaya bağlı kıldığımızı görmemiz gerekmektedir. Yeni Antlaşma’da bu konuya büyük bir yer verilmektedir. Rab’bin halkını yönetmesi için vermiş olduğu kişilerin yetkisini kabul etmeliyiz, paydaşlığın sağlığı ve sıhhati için kendimizi sadık bir şekilde adamalıyız ve Tanrı’yı onurlandıran yaşamlar sürmeli ve kilisenin hizmeti ve yaşamıyla tutarlı olmalıyız. Bu bağlılığı kabul etmeyen kişiler, kilise üyeliği için aday olmaya uygun değildir.

Üyelik Prosedürü

Resmi kilise üyeliği düşüncesinin yanlış olduğunu düşünen kişiler bulunmaktadır. Bu kişilere göre insanlar çeşitli toplantılara katılabilmeli ve herhangi bir özel katılım prosedürü olmadan kilise yaşamına dahil olabilmelidir. Açıkçası bu düşünce yanlıştır. Kilisenin üyelik için sorumlu olduğunu gösteren birçok Kutsal Kitapsal metin bulunmaktadır. Kilise, katılmak isteyen insanların ruhsal duruşlarını ele almalıdır. Kilise, bir iman göstergesi aramakla yükümlüdür ve bu nedenle en azından bu meselelerle ilgilenebilecek lütfa ve ayırt etme yetisine sahip belli üyelere sahip olmalıdır. Elbette eğer bir kişi vaftiz edilmiş ve kiliseye katılıyorsa, burada ‘birçok tanığın’ önünde Rab İsa’ya olan imanın açıkça beyan edildiği anlaşılmalıdır. İman etmiş olmanın gerçek belirtilerinden biri, Mesih’i beyan etmeye hazır olma durumudur (Romalılar 10:10) ve Rab’bin halkı arasında bu beklentinin içerisinde olmalıyız.

Eğer bir kişi zaten bir başka kilisenin üyesiyse ve belli nedenlerden ötürü bir başka kiliseye katılmak istiyorsa, iki paydaşlık arasında bir tutarlılığın olması oldukça önemlidir. Örneğin, kendi kilisesinde kınama altında olan bir kişiyi kabul etmek düşünülemez. Üyeliğe kabul edilecek kişinin doğru duruşu oluşturulmalıdır. Yeni Antlaşma’da tavsiye mektupları kullanılmaktaydı (2. Korintliler 3:1). Fakat bu Kutsal Yazılar birçok durumda genellikle uygulanan kolay transfer açısından herhangi bir şekilde lisans niteliği taşımaz. Bu sistem, iman etmeyen birçok kişinin kiliseye kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır; fakat kiliseler mezhepsel olmayan toplulukların azalmasından sorumlu olmalıdır. Kiliseler, kendi üyeleri için Rab’bin önünde sorumludurlar. Son olarak yerel kilise, birbiriyle uyum içerisinde olan üyelerden oluşan bir beden olduğundan, bütün beden tıpkı günah işleyen veya tövbe etmeyen üyelerin kiliseden atılmasında rol aldığı gibi bu kişileri de üyeliğe kabul etme kararına da dahil olmalıdır (Matta 18:17). İmanlıların kabulüne karşı bir önlem olarak değil fakat bir sevgi ve komünyon bağı kurmak için eğer aday üyeler bütün kilise önünde Tanrı’nın lütfuna tanıklık ederse bu, kilisenin yaşamı ve paydaşlığın birliği için büyük kazanç sağlamaktadır.