Egemen Tanrı'nın Şaşılacak Kayrası 8:26-30

Ayet 26 Bu ayetin başındaki "tıpkı bunun gibi" sözüyle önceki ayetlerle bağlantı kurar. Ne var ki, ayet 24 ile 25'teki umut konusunun, Kutsal Ruh'un imanlının dua etmesine yardım etmesi konusuyla ortak bir yönü görünmez. Oysa ayet 23'e bakıldığında orada hem Kutsal Ruh'tan hem de inlemekten söz edildiği görülür. Aynı iki konu ayet 26 ile 27'de bulunur. Ayet 23'te şunlar



denir: "Ruh'un ilk ürününe sahip olan bizler de oğulluğa alınmayı ve bedenimizin kurtuluş bulmasını gözleyerek inliyoruz."

Kurtuluşumuzun tamamlanmasını özlediğimizden bu dünyada kaldıkça Tanrı'nın hükümranlığının gelmesi için ah çekeriz. Artık bu dünyada rahat edemeyiz. Öbür dünyanın gelmesi için inleriz. Bunu içimizde konut kurmuş olan Kutsal Ruh aracılığıyla yaparız. Bu iniltileri, öbür dünyaya karşı ilgimizi ancak Kutsal Ruh uyandırabilir. Tanrı hükümranlığına olan bağlılığımız Kutsal Ruh tarafından esinlenir.

"Tıpkı bunun gibi, Ruh da biz güçsüzken yardım elini uzatır." Tıpkı Tanrı hükümranlığının gelmesi için bizdeki iniltileri esinlediği gibi Kutsal Ruh dualarımıza da yardım eder. "Ruh kendisi, sözle anlatılmaz iniltilerle, bizim için Tanrı'ya yakarır." "Ruh da biz güçsüzken yardım elini uzatır" sözü şöyle bir durumu canlandırır: Biz ağır bir yükü taşımaya çalışırken kuvvetsizliğimiz yüzünden onu kaldıramayacağımızı anlarız. Tam o anda Kutsal Ruh yükün öbür ucundan tutar onu taşımamıza yardım eder. Dua konusunda güçsüzüz çünkü nasıl dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz.

Dua etmemize yardım eden, içimizde konut kuran Kutsal Ruh'tur. O iniltilerimize kendi "sözle anlatılmaz" iniltilerini katar. Bu iniltilerle bizim için Tanrı'ya şefaat eder. Kutsal Ruh'un bize böyle alçak gönüllülükle hizmet etmesine karşı hayranlık ve şükranlarla dolmalıyız. Oysa çoğunlukla O'nun bu hizmetinin farkına varmıyoruz. Ne var ki, bu ayeti okuduktan ve anladıktan sonra Kutsal Ruh'un bizim için böyle bir hizmette bulunduğunu bilmeliyiz.

Ayet 27 Bu "sözle anlatılmaz" iniltileri anlayan vardır. Tanrı bu iniltilerin ardında olan "Ruh'un düşüncesini bilir." Zaten Kutsal Ruh'un kendisi Tanrı'dır. Bunun için "yürekleri araştıran Tanrı" inanlıların yüreğinde konut kuran Kutsal Ruh'un iniltilerinin anlamını bilir. Ruh inanlılar için Tanrı'nın isteğine göre dilekler sunar. Onlar için yalvarır. Her ne kadar Ruh'un iniltileri sözle anlatılmaz ise de, anlamsız değiller. Tanrı'nın isteğine uygun yalvarışlardır.

Bu ayette inanlılara "kutsal yaşamlılar" denir. Bu deyimle onların Tanrı'ya ayrılmış kişiler olduğu vurgulanır. Kutsal Ruh'un böyle kişilerin yüreklerinde onlar için Tanrı'nın isteğine göre yalvarması yerinde görülür.

Kendimizi duaya verelim ve Kutsal Ruh'un bu konudaki yardımını unutmayalım. Çünkü Kutsal Ruh Mesih'in gelişi için yüreklerimizde özlem uyandırdığı gibi dualarımıza da yardım eder.

Ayet 28 Bu ayetin aslı zor çevrilir. Aslına yakın bir tercüme şöyle olabilir: "O'nun Tanrı'yı sevenlerle, ereği uyarınca çağrılanlarla birlikte her durumu iyilik için işlediğini biliriz." Sorun kimin her durumu iyilik için işlediğidir. Çoğu çeviriler Tanrı'dır yolunda bir yorum yapar. Başka bir yorumcu Kutsal Ruh olduğunu öne sürer. KM tercümesi başka dillerdeki eski çevirilere dayanarak etkin olanın "bütün şeylerin" olduğu yolunda bir yorum yapar. Bu biraz kaderciliğe kaçar: "Tanrı'yı sevenlere, kendi muradına göre davet olunanlara, bütün şeylerin birlikte iyilik için işlediğini biliriz." Başıma gelen her şey



otomatikmen iyilik getirir anlamına gelmez mi bu? Öbür çeviriler ise ben Tanrı'yla uyumda yaşarken O'nun (veya Kutsal Ruh'un) içine düştüğüm en korkunç durumları bile benim yararım için yönlendirebildiği anlamına gelir.

Bunun bir örneği şöyle olabilir: Yaşamda karşılaştığımız ve hiç hoşumuza gitmeyen bir duruma karşı isyan ettiğimizde Kutsal Ruh bizimle konuşarak bu durumu bizde sabır oluşturmak için kullanmak istediğini söyler. Biz de bunu kabul edersek ve durum karşısında sabırsızlandığımızda buna tövbe edip Kutsal Ruh'un bize söylediklerine uymaya çalışırsak duruma karşı sabırlı olmaya öğreniriz. Kutsal Ruh kötü durumdan iyi ürün olan sabrı bizde oluşturdu.

Tanrı bunu "kendisini sevenlerle" ancak yapabilir. Onlar zor durumlarda kendisine güvenir, sözünü dinlerler. Tanrı bunu kendisine isyan edenler için yapamaz. Böyle kişilerle birlikte bir durumdan iyilik çıkarmak olanaksızdır. Onlar isyan ettikleri için durumda Tanrı'yı uzak tutmaya çalışırlar. Ama kendisini sevenlerle birlikte bunu yapabilir. Eski Antlaşma'da bunun çarpıcı bir örneği Yusuf'un esirliğe satılmasıdır. Daha kötü bir durum pek düşünülemez. Olaya geri bakan Yusuf kardeşlerine şunları der: "Siz bana karşı kötülük düşündünüz; fakat Tanrı onu bugün olduğu gibi yapsın diye çok kişiyi yaşatmak için iyilik olarak düşündü" (Yaratılış 50:20). Yusuf Tanrı'yı seven biriydi. Kara günlerde Tanrı'nın iyiliğine güvenerek yılmadı ve Tanrı onu binlerce insanı açlıktan kurtarmak için kullanabildi.

Tanrı'nın "her durumu yararlı yönden" işlediği kişiler ayrıca "ereği uyarınca" çağrılanlardır. Tanrı'nın onlar için bir ereği vardır ve bu ereğe ermek için bu kişilerin yaşamlarında çalışır. Bunu izleyen ayet bu ereğin ne olduğunu açıklar: "Tanrı önceden bildiği kişileri, Oğlu'nun benzerliğinde olsunlar diye ayırdı" (ayet 29). Tanrı bizi Oğlu'nun benzerliğine dönüştürmek için bizimle uğraşmaktadır. Bu erek O'nun bize büyük değer verdiğini gösterir. Bunu anlayınca Tanrı'nın bizimle birlikte her durumu yararlı yönde işlemesine kendisine daha da çok olanak vermeliyiz. Tanrı'yla işbirliği yapmaya çağrıldık.

Ayet 29 "Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri, Oğlu'nun benzerliğinde olsunlar diye ayırdı." Bu ayetlerde kurtuluşun kesinliği vurgulanmaktadır. Burada kurtuluşa, onu tasarlayan ve gerçekleştiren Tanrı açısına bakılır. Tanrı kurtulacak olanları önceden, dünya kurulmadan önce biliyordu. Bu kişilerin kendi Oğlu'na benzer olacağına karar verdi. Tanrı'nın bunu kararlaştırdığına göre, O'nun bunu gerçekleştireceğine emin olabiliriz. "Tanrı beni dünyanın kuruluşundan önce bildi" düşüncesi inanlıya çarkantılı dünyanın sıkıntıları ortasında güvenliğe kavuşturur, sona dek korunacağına sağlam umut verir. Şöyle düşünmemiz yerindedir: "Beni dünyanın kuruluşundan önce düşünebilen Tanrı beni sona kadar unutmaz ve bırakmaz. Beni gerçekten Oğlu'nun benzerliğine getirecektir."

Bizi nasıl Oğlu'nun benzerliğine değiştirdiğine önceki ayette biraz değinilir: Bizimle "birlikte her durumu yararlı yönde" işler. Zor durumları karakterimizi



değiştirmek, Kutsal Ruh'un meyvesi olan iyi nitelikleri bizde oluşturmak için kullanmayı bilir. Yeter ki, biz kendisiyle işbirliği yapalım.

Tanrı'nın inanlıları Oğlu'nun benzerliğine değiştirmekteki amacı Oğul'un "birçok öbür kardeşin arasında ilk doğan" olmasıdır. Ne güzel amaç! İsa Mesih'e sevgide ve kutsallıkta benzer sayısız insanların O'nun etrafına toplanması kadar hoş bir şey düşünülemez. Bu güzelliği zayıf bir biçimde yaşadığımızda ne kadar derin bir sevinçle coşuyorsak da, Mesih'in gelişindeki sevincimizi kim anlatabilir?

İsa Mesih'e "ilkdoğan" denince ne demek istenir? Eski çağda aile başkanı olarak babasının yerini ve yetkisini alacak olan oğul ilk doğan oğuldu. Onun bu yetkisini belirtmek için baba öbür oğulların mirastan aldıkları payın iki katını ilk doğan oğula verirdi. Esav'ın ilk oğulluk hakkını küçük kardeşi Yakub'a sattığını okuruz (Yaratılış 25:23-34). İsa Mesih'e "ilkdoğan" adı verilince kendisinin tanrısal yetkiye sahip olduğu belirtilir. Babası'nın tüm yetkisiyle donatılandır O. Oysa O'nun "birçok öbür kardeşin arasında" olmak istemesi bize karşı duyduğu yakınlığı ve sevgiyi vurgular. İlkdoğan olduğu için başkanımız olarak O'na tapınacağız. Bizi kardeş saydığı için gösterdiği sevgi ve yakınlıkla sevineceğiz.

Ayet 30 Tanrı Oğlu'nun benzerliğine getirmeyi önceden kararlaştırdığı kişileri duyurulan Sevinç Getirici Haber aracılığıyla çağırdı. Bu müjdeyi duyunca ona iman edip günahlarından döndüler, İsa Mesih'in buyruğu altına girdiler. Tanrı çağırdığı ve çağrısına "evet" diyen bu kişileri doğrulukla donattı. Böylece onlar Tanrı katında "doğru kişiler" olarak tanındılar. Bundan sonra Tanrı onları yüceliğe kavuşturacak, Oğlu'nun benzerliğine erdirecektir. Ne var ki, gelecek çağda gerçekleşmesi beklenen bu olay Tanrı için o kadar kesindir ki, sözünde geçmiş zamana ait bir olaymış gibi ondan söz edilir: "Doğrulukla donattıklarını yüceliğe kavuşturdu."

Zamanın sınırlanması dışında yaşayan Tanrı daha şimdiden tüm inanlıların yüceliğe kavuştuğunu görebiliyor. Kurtuluşumuz, Tanrı katına yüceltilmemiz Tanrı için bu kadar kesinse, neden bizim için daha az kesin olsun? Kurtuluşumuzun kesinliğiyle sevinç bulalım ve bu kurtuluşu bize veren Tanrı'ya şükran sunarak kendisine yaşam boyunca hizmet edelim!