G) İSA'NIN ALTIN KURALI

Matta 7:1-12

1  ‹‹Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız. 2  Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız. 3  Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin? 4  Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, ‹İzin ver, gözündeki çöpü çıkarayım› dersin? 5  Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün. 6  ‹‹Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler.››7  ‹‹Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. 8  Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır. 9  Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? 10  Ya da balık isterse yılan verir? 11  Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerdeki Babanız'ın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi? 12  ‹‹İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa'nın ve peygamberlerin söylediği budur.››

AÇIKLAMA: Bu bölümde Mesih tüm öğretisini şu cümle ile özetliyor: 'İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.' Bugün buna empati ilkesi deriz ama bunu ilk söyleyen İsa Mesih’ti. Birileri bize yalan atarsa ya da arkamızda dedikodu yaparsa pek hoşumuza gitmez ama ne hikmetse bazılarımız aynısını hiç çekinmeden yaparız. İşte bunun adı ikiyüzlülüktür. İnsanlarla iyi geçinmek o kadar zor değil aslında - kendimizi onların yerine koysak ne yapmamız gerektiğini bileceğiz çoğu zaman.
Mesih bunu öncelikle yargılama konusuna uygular. Çoğu insan gün boyunca etrafındaki insanları yargılar durur. Sabahtan akşama kadar annemizin yemeği olsun, kardeşimizin giysisi olsun, patronumuzun tutumu ya da arkadaşımızın bir sözü olsun başkaları eleştirmek için bin bir sebep bulabiliriz. Ama biri bizi eleştirmeye kalkınca küplere bineriz. İşte bahsettiğimiz ikiyüzlülük. Mesih çok basit ama doğru bir şey söyler: başkalarının senin hakkında nasıl konuşmalarını istiyorsan sen de onlar hakkında öyle konuş. Öbür türlü başkaları yargılarken esas kendi kendimizi mahkûm etmiş oluruz. Unutmayalım ki başkalarına parmak uzatırken üç parmağımız bizi gösteriyor.
Sonra Mesih ilginç bir söz söyler: İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Bununla ne demek istedi acaba? Burada önemli olan bir önceki ayetlerle bağlantı kurmak. Konu yargılamak ve eleştirmektir. Şimdi insan son derece değerli inciler murdar domuzların önüne atmaz çünkü ayaklarıyla onları parçalarlar. Aynı şekilde güzel eleştirilerimizi buna layık olmayan insanlara harcamamalıyız. Evet bazen insanları eleştirmek gerek, ikiyüzlü bir şekilde değil, sevgi ve saygıyla. Ancak bazı insanlar güzel sözlerimizin değerini bilemeyip ayakaltında çiğneyebilir. O halde susmak daha iyidir. Süleyman özdeyişlerinde bununla ilgili şunu söyledi: 'Alaycıyı azarlama, yoksa senden nefret eder. Bilge kişiyi azarlasan seni sever (9:8).'
Son olarak Mesih aynı ilkeyle ilgili olarak Tanrı'dan bir örnek verir. Der ki Tanrı'ya samimiyetle kucağımızı açarsak O'nun da kucağı bize açık olacağını söyler. Tanrı'ya yürekten haykırırsak, sevgisini ve merhametini ararsak Onun hemen karşımıza çıkacağını söyler. Sonuçta o bizim Babamızdır. Bizim babalarımız kötü olsalar da yine zamanında bize hediyeler verir ve hiç olmazsa temel ihtiyaçlarımızı karşılarlar. Peki, Göksel Babamız bunun azını mı yapacak sizce? Aslında şunu bilmeliyiz ki O bize değil biz O'na küsmüşüz. Biz kötülük yaparak kendimizi O'nun yüce sevgisinden uzaklaştırmışız. O ise hep bizi özledi. O'na bir yüzümüzü çevirirsek O'nun çoktan bizi aradığını göreceğiz. İşte kapıyı çalmanın zamanı.