4. İNCİL KAYITLARI GÜVENİLİR Mİ?


İncil, İsa hakkındaki başlıca tarihsel kaynaktır. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda birçok eleştirmen, İncilbelgelerinin güvenilirliğine saldırmıştır. Tarihsel temeli olmayan ya da arkeolojik araştırmalar ve buluşlarla modası geçmiş sayılan bu türden birçok suçlama vardır.

Üniversitede ders verdiğim sırada, edebiyat öğrencilerini beraberinde getirmiş olan bir profesör çıkışta beni yakaladı. "Siz, Mesih hakkındaki bütün iddialarınızı ikinci yüzyılda yazıl-mış çağdışı belgeler üzerine kuruyorsunuz. Bugün öğrencilere İncil'in Mesih'ten ne kadar uzun süre sonra yazıldığını, bu yüzden de doğru olamayacağını anlattım."

"Ama sizin de İncil hakkındaki düşüncelerinizin ve sonuç-larınızın modası yirmi beş yıl önce geçti" diye yanıt verdim.

Profesörün İsa'ya ilişkin kayıtlar üzerindeki düşünceleri, Alman Eleştirmeni F. C. Baur'un kararlarından kaynaklanıyor-du. Baur İncil ayetlerinin ikinci yüzyılın sonunda yazıya geçi-rildiğini ortaya attı. Bu kayıtların, İsa'nın yaşamıyla, bunların yazıya döküldükleri zaman aralığında gelişen efsanelerden ve söylentilerden kaynaklandığı sonucuna varmıştı.

Bununla birlikte yirminci yüzyılda, arkeolojik buluşlar İn-cil metinlerinin doğruluğunu saptamıştır. İlk papirüs metinleri-nin bulunuşu (John Ryland metni, M.S. 130; Chester Beatty Papirüsü M.S. 155 ve Bodmer Papirüsü II M.S. 200) Mesih'in zamanıyla sonraki metinler arasındaki aralığı kapatmıştır.

İncil'in eski Yunancası ile (Grekçesiyle) papirüs dilini kıyaslamanın sonucunda İncil metinlerinin doğru iletildiğine ilişkin güven artmıştır. Böyle buluşlar aydınların İncil'e olan güvenlerini de etkilemiştir.

Dünyanın en önde gelen İncil arkeologlarından William Albright şöyle demiştir: "Artık İncil metinlerinin tüm bölüm-lerinin yaklaşık M.S. 80 yılında, yani günümüz eleştirmenle-rinin iddia ettiklerinden tam olarak iki nesil önce yazıldığını kesinlikle söyleyebiliriz. Bence İncil'in her bölümü M.S. ilk yüzyılda, kırklı ve seksenli yıllar arasında yazılmıştır. (Büyük olasılıkla M.S. 50 ve 70 yılları arasında).

William Ramsay gelmiş geçmiş en büyük arkeologlardan biri olarak kabul edilir. Bu kişi İncil'in Elçilerin İşleri bölümü-nün, ilk yüzyılın ortasında değil, ikinci yüzyılda uyduruldu-ğunu savunan bir Alman tarih okulunun öğrencisiydi. Ram-say, İncil'in Elçilerin İşleri bölümü üzerine yazılmış çağdaş yorumları okuduktan sonra, o zamanki olayları (M.S. 50) doğru olarak yansıtmadığı sonucuna vardı. Bu metinlerin geçerli olamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden Ege bölgesinde yaptığı araştırmalarda İncil'e fazla yer vermedi. Ne var ki çalışmalarının sonunda Luka'nın kayıtları üzerinde düşünmeye başlamıştı. Tarihsel ayrıntılardaki ince doğruluğu dikkatle gözlemledi. Elçilerin İşleri bölümüne bakışı yavaş yavaş değişiyordu. En sonunda şu gerçeği kabul etti: "Luka birinci sınıf bir tarihçidir. En büyük tarihçiler arasında yer almalıdır." En ufak ayrıntıların ve noktaların doğruluğu karşı-sında Ramsay bu kitabın ikinci yüzyıla değil, ilk yüzyılın orta-larına ait olduğu sonucuna varmıştı.

Liberal aydınların çoğu da İncil metinlerinin daha önce yazıldığını kabul etmek zorunda kalmıştır. Bunlardan biri yap-tığı araştırmalar sonucunda İncil'in tümünün Kudüs'ün yıkı-mından, yani M.S. 70 yılından önce yazıldığını söylemiştir.

Günümüzün Biçim Eleştirmenleri, İncil metinlerinin ağız-dan ağıza geçip değiştikten sonra yazıldığını ileri sürmektedir. Onlara göre İncilkayıtları halk edebiyatı (efsaneler, mitler, masallar ve öyküler) şeklini almıştır.

Buna karşılık, sözlü geleneğin yazıya geçmeden önce değişip gerçekliğini yitirmesine neden olacak kadar uzun bir zaman geçmemiştir. İncil okulu profesörlerinden biri, zaman kısalığı unsuruna değinirken şunları söylemiştir: "Genellikle ilkel kültür halkları arasında folklorun birikimi, nesiller boyu süren bir zaman alır. Yüzyıllara yayılan yavaş bir süreçtir. İncil anlatılarının ise yüzyıldan daha kısa bir sürede yazıldığı ve toplandığı sonucuna varmak zorundayız."

Biçim Eleştirmenleri İsa'nın sözleri geleneğini gerektiği kadar sıkı bir şekilde incelemiyorlar. İncil; 1. Korintliler 7:10, 12,25 ayetleri, bu sözlerin yazıya geçirilmesinin ve korun-masının ne denli dikkat ve titizlikle yapıldığını ortaya koyuyor. Yahudi dininde, öğrencinin din hocasının öğretisini ezberle-mesi gerekliydi. İyi bir öğrenci bir damla bile su kaçırmayan sağlam bir kuyuya benzetilirdi. Rab'bin öğretişinin çoğu, kolay ezberlenecek Aramice şiir şeklindeydi.

Michigan Üniversitesi ilk çağ tarihi profesörlerinden Maier şöyle yazmıştır: "Mesih inancının, uzun bir zaman süresi için-de gelişen doğu mitolojisi olduğu ve olayların asıl tarih-lerinden çok daha sonra yazıldıkları doğru değildir." Yalnızca tarihsel yönteme ve bakışa sahip olmayan çağdaş eleştir-menler, İncil geleneğinin çevresine böyle bir spekülasyon ağı örebilir. Yirmi yıldan elli yıla kadar bir zaman aralığı, ana içeriğin değişmesi şöyle dursun, İsa'nın belirli sözlerinin bo-zulması için bile kısa bir süre sayılır.

İncil hakkında konuşurken, insanlardan sık sık alaycı bir tavırla İncil'in sözlerine güvenilmeyeceğini işittim. Neden? Çünkü 2.000 yıl önce yazılmıştır. Yanlışlarla ve çelişkilerle do-ludur. Ben İncil'e güvenebileceğim yanıtını veririm. Sonra da tarih dersi sırasında geçen bir olayı paylaştım. O ders sıra-sında İncil'in güvenilirliğine ilişkin on klasik edebiyat eserinin toplamından daha çok kanıt olduğunu söylemiştim. O anda kenarda bir yerde oturan profesör kahkahalar atmaya başladı. Kendisine dönüp neden güldüğünü sordum. Karşılık olarak, "Bir tarih dersinde İncil'in güvenilir olduğunu söylemeye cesaret ediyorsun. Bu çok gülünç" dedi. Aslında insanların böyle tepki göstermesine sevinirim, çünkü onlara şu soruyu sorma fırsatı çıkar (ve soruma, şimdiye kadar hiç olumlu yanıt alamadım): "Bir tarihçi olarak, söyleyin bana profesör; bir tarih yazıtının doğru ve güvenilir olup olmadığını belirlemem için hangi testleri uygularsınız?” Profesörün uygulayacak testi yoktu. "Ama benim var" dedim. İncil'in tarihsel güvenilirliği, diğer tarihsel belgelerin uygulandığı üç temel tarih bilim ilkesi ile değerlendirilebilir.


BİBLİYOGRAFİK TEST

Bibliyografik test, belgelerin elimize ulaşana dek geçirdiği nakillerin incelenmesidir. Başka bir deyişle, özgün belgelere sahip olmadığımızdan, el yazmalarının miktarına bakarak, İncil metinleri ne kadar güvenilirdir?

Diğer eski ve önemli kaynaklarla kıyaslarsak İncil'in el yazmalarının zenginliği şaşırtıcıdır.

Tukidides'in tarihçesi (460-400 M.Ö.) en erken M.S. 900 yılında, yani yazıldığı zamandan 1.300 yıl sonra, sekiz el yazması halinde elimizde bulunmaktadır. Bunun gibi Herodot'un tarihçesi az sayıdadır ve daha erken yazılan kopyaları yoktur. F. F. Bruce bu gerçekten şöyle bir sonuç çıkarıyor: "Hiçbir tarihçi kalkıp Herodot ya da Tukididus'un doğruluk-larından kuşku duymaz. Oysa, eserlerinin en erken el yazma kopyaları yazım tarihinden 1.300 yıl sonraya aittir."

Aristo şiirlerini yaklaşık olarak M.Ö. 343 yılında yazmıştır. Ama elimizde bulunan en eski kopya M.S. 1.100 yılına aittir. Yani, arada 1.400 yıllık bir zaman aralığı vardır. Üstelik bu el yazmalarının sayısı yalnızca beştir.

Sezar, Gal Savaşları tarihçesini M.Ö. 58 ve 50 yılları ara-sında oluşturmuştur. Ne var ki en erken el yazmaları ölümün-den 1.000 yıl sonrasına aittir. Bundan daha önceki kopyalara sahip değiliz.

İncil'in el yazmalarına gelince, elimizde o kadar çok ger-çek bulunmaktadır ki, kıyaslayınca şaşkına dönebilirsiniz. Me-sih'in yaşadığı çağla ikinci yüzyıl arasındaki zaman aralığını kapatan ilk papirüs el yazmasının bulunmasından sonra diğer el yazmaları da gün ışığına çıktı. Günümüzde bu tarihe ait 20.000’den fazla el yazması bulunmaktadır. İlyada’nın ise 643 el yazması vardır ve bu konuda İncil’den sonra gelmektedir.

İngiliz Müzesi'nin kütüphane başkanı ve müdürü olan Sir Frederick Kenyon, aynı zamanda el yazmaları konusunda birinci derecede uzmandır. Kendisi şu sonuca varıyor: "İncil'in özgün metinleriyle ilk bulunan el yazması kopyalar arasındaki zaman aralığı yok denecek kadar kısadır. İncil'in ilk yazıldığı şekliyle elimize ulaştığına ilişkin kuşkulara yer kalmamıştır. Ayetlerin tümünün gerçekliği ve genel bütünlüğü sonunda kanıtlanmıştır."

Bunlara ek olarak, İncil'in Yunanca (Grekçe) uzmanların-dan biri şunları ekliyor: "En erken el yazmaları, orijinallerin-den bu denli geç yazılmalarına ve sayılarının az olmasına kar-şın, bazı aydınlar eski klasikleri güvenilir buluyorlar. O halde, İncil metinlerinin güvenilirliği de fazlasıyla kanıtlanmıştır."

Bibliyografik testin İncil'e uygulanması, İncil'in bütün eski yazıtlardan daha fazla yetkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu yetkiye 100 yıllık yoğun metin eleştirisini de eklerseniz gerçek İncil'i elinizde tuttuğunuza inanabilirsiniz.


İÇSEL KANIT TESTİ

Bibliyografik test, şu anda elimizde tuttuğumuz metnin özgün metinle aynı olduğunu gösteriyor. Şimdi ise bu metnin güve-nilir olup olmadığına bakalım. Eğer güvenilirse, ne dereceye kadar güvenilirdir?

Bu noktada eleştirmen, Aristo'nun şu deyişini savunmalıdır: "Kuşku belgeyi içtenlikle incelemeli, ama eleştirmenin gururuna alet olmamalıdır." Başka bir deyişle, "Kişi belgenin söylediklerini analiz ederek dinlemeli, yazar açık yanlışlara yer vermiyorsa, kendiliğinden yanlış ya da sahte damgası vurmamalıdır."

Tarihsel sorgulama için en gerekli rehberlerden biri de şu tarihsel yöntemdir: Yazarın ya da tanığın doğruyu yazma yeteneği metnin güvenilirliğini değerlendirmek için tarihçiye çok yardımcı olur.

Gerçeği anlatma yeteneği, kişinin olaylara yer ve zaman açısından ne derece yakın olduğuyla sıkıca bağlantılıdır. İsa Mesih'in yaşamının ve öğretişlerinin yazılı olduğu İncil metinleri, görgü tanıkları ve bu görgü tanıklarını birinci ağızdan dinlemiş kişiler tarafından kayıt edilmiştir.

İncil; Luka 1:1-4- "Sayın Teofilos, birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim baş-langıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkarı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. Öyle ki, sana verilen bilgi-lerin doğruluğunu bilesin."

İncil; 2. Petrus 1:16- "Rabbimiz İsa Mesih'in kudretini ve gelişini size bildirirken uydurma masallara başvurmadık. O'nun görkemini kendi gözlerimizle gördük."

İncil; 1. Yuhanna 1:3- "Evet, sizin de bizlerle paydaşlığınız olsun diye gördüğümüzü ve işittiğimizi size ilan ediyo-ruz. Bizim paydaşlığımız da Baba'yla ve O'nun Oğlu İsa Me-sih'ledir."

İncil; Yuhanna 19:35- "Bunu gören adam tanıklık et-miştir ve tanıklığı doğrudur. Doğruyu söylediğini bilir. Siz de iman edesiniz diye tanıklık etmiştir."

İncil; Luka 3:1- "Sezar Tiberyus'un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye'de Pontiyus Pilatus'un valiliği sürü-yordu. Celile'de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes'in kardeşi Filipus, Abilini'de de Lisanyas yönetimin başındaydı.

Yazılmış olan olaylara bu denli yakınlık, tanık tarafından sunulan metnin doğruluğunu belirlemek için son derece etkili olur. Bununla birlikte tarihçi görgü tanıklarıyla da uğraşmak zorundadır. Çünkü görgü tanıkları olaya yakın bile olsalar, bi-linçli ya da bilinçsiz yanlışlar yapabilirler.

Mesih'le ilgili İncil kayıtları, o zaman hayatta olan kişilerin yaşamları boyunca dillerde dolaşmıştı. Bu kişiler olayların gerçekliğini onaylayabilir ve inkar edebilirlerdi. Müjdenin doğ-ruluğunu savunurlarken, İsa hakkında insanlar arasında yay-gın olan bilgiyi kullandılar. Yalnızca, "Bakın biz bunları gör-dük" demekle kalmadılar, ama karşıtlarına dönüp "Siz de bunları biliyorsunuz... Siz de gördünüz" diye meydan okudu-lar. Kişi hasmına, "Sen de biliyorsun" derken dikkatli olmalı. Çünkü söylediklerinde yanlış varsa, hasmı bu yanlışı onun gö-züne sokacaktır.

İncil; Elçilerin İşleri 2:22- "Ey İsrailliler, şu sözleri dinle-yin: bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı'nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği ka-nıtlanmış bir kişidir."

İncil; Elçilerin İşleri 26:24-26- "Pavlus bu şekilde savun-masını sürdürürken Festus yüksek sesle, 'Pavlus, sen çıldır-mışsın! Çok okumak seni delirtiyor!' dedi. Pavlus, 'Sayın Fes-tus' dedi, 'ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum. Kral bu konularda bilgili olduğu için kendisiyle çekinmeden konuşuyorum. Bu olaylardan hiçbirinin onun dik-katinden kaçmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.’ "

İlk vaizlerin hesaba kattıkları yalnızca dost görgü tanık-ları değildi. İsa'nın ruhsal görevi ve ölümü konusunda karşıt düşüncelere sahip, daha az iyi niyetli kişiler vardı. Elçiler yay-dıkları müjde doğru olmadığı takdirde, bu kişilerin yanlışları seve seve ortaya dökeceklerini biliyorlardı. Bu yüzden yanlış bir müjdeyi yaymaya cesaret edemezlerdi. Ne var ki tam ter-sini yaptılar. Karşıtlarına, "Siz de bunları biliyorsunuz" (İncil; Elçilerin İşleri 2:22)dediler. Gerçeklerden sapma söz konusu olsaydı, dinleyicilerden yöneltilen sert eleştiriler ve düzeltme-lerle karşılaşacaklardı.

Saint Petrus Koleji'nden Lawrence J. McGinley karşıt ta-nıklarla ilgili şunları söylüyor: "İncil'deki olayların anlatımı tü-müyle şekillendiğinde görgü tanıkları hala hayattaydılar. Üste-lik bu tanıkların arasında olup bitenlere son derece karşıt ve düşman olanlar vardı. Ancak anlatılan gerçekler, yanlışların düzeltilebileceği bir ortamda insanlara sunuldu."

Chicago Üniversitesi'nden İncil uzmanı Robert Grant bu konuyu şöyle sonuçlandırıyor: "İncil'in yazıldığı dönemde gör-gü tanıkları vardı. Bu kişilerin tanıklıkları tümüyle göz ardı edilmedi. Yani İncil, İsa Mesih'in yaşamı, ölümü ve dirilişine güvenilir bir tanık olarak kabul edilmelidir."

İncil’de yalnızca uydurukçuların kaçınabileceği birçok olay yazılıdır. Elçilerin krallıktaki yüksek yerler için tartışmaları, İsa'nın tutuklanışından sonraki kaçışları, Petrus'un İsa'yı in-karı, Mesih'in Celile'de mucizeler yapamayışı, bazı kişilerin O'nu "cinli" ya da "deli" diye suçlamaları, son günün zamanı hakkındaki acılık dolu anları, çarmıhtaki bağırışı ve bunun gibi diğer zayıflıkları okuyan hiç kimse İncil'ingerçekliğinden kuşku duymaz. Tek bir soydan bir avuç basit insanın bu denli güçlü, çekici, ahlaksal açıdan bu kadar yüce ve insan kardeş-liğini amaçlayan bir kitabı uydurmaları İncil’de anlatılanların hepsinden daha büyük bir mucize olurdu. Yüksek Eleştirinin ortaya çıkışından iki yüz yıl sonra bile, İsa'nın kişiliğinin, öğretişinin ve yaşamının ana hatları, Batı insanının tarihinde en büyüleyici olgu olma özelliğini koruyor.


DIŞSAL KANIT TESTİ


Üçüncü tarihsellik testi dışsal kanıtlarla uygulanır. Bunun için diğer tarihsel gereçlerin belgelerdeki, içsel kanıtları onaylayıp onaylamadığına bakılır. Başka bir deyişle, İncil'in doğruluğu-nu, güvenilirliğini ve gerçekliğini kanıtlayan İncil'den başka hangi kaynaklar vardır?

Bilinen diğer tarihsel ve bilimsel gerçeklerle uyum içinde olması ve onaylanması kanıtları güçlendirir.

Elçi Yuhanna'nın iki arkadaşı Yuhanna'nın kendi sözleriyle içsel kanıtları destekliyor. Tarihçi Eusebius, Hierapolis'in gö-zetmeni olan Papius'un yazılarından şunları sıralıyor (M.S. 130): "İhtiyar (Elçi Yuhanna) şunu da söylerdi: 'Markos, Pet-rus'un söylediği her şeyi doğru bir şekilde yazıya geçirdi. Mesih'in gerek sözlerini, gerekse yaptıklarını sırasına uygun olmamakla birlikte Petrus'un söylediği gibi kayıt etti. Kendisi Rab'bin yanında değildi, ama O'nun öğretişlerini bilen Pet-rus'la birlikteydi. Markos, Petrus'un söylediklerini yazarken hiç yanlış yapmadı; çünkü duyduklarını titizlikle yazmaya ve yanlış bir tümce kullanmamaya dikkat ediyordu."

Lyons'un gözetmeni Irenaeus, Polycarp'ın öğrencisiydi. Seksen beş yıllık bir imanlı olan Polycarp ise İzmir'in gözetmeni ve Yuhanna'nın öğrencisiydi. Irenaeus şöyle yazıyor: "Petrus ve Pavlus müjdeyi Roma'da yayıp kilise kurarlarken, Matta yazdığı kitabı İbraniler arasında ve onların kendi dille-rinde dağıttı. Onlar göçtükten sonra (ölüm. büyük olasılıkla 64 yılındaki Neron'un zulmü yüzünden) Petrus'un öğrencisi olan Markos, Petrus'un vaazını yazıya geçirerek bize verdi. Pavlus'un izleyicisi olan Luka, öğretmeninden öğrendiği müj-deyi bir kitap haline getirdi. Sonra Rab'bin öğrencisi Yuhan-na, Ege bölgesinde bulunan Efes kentinde kendi kitabını yazdı" (İncil; Yuhanna 13:25,21:20).

Arkeolojiyi çoğunlukla güçlü dışsal kanıtlar sağlar. Esin-leme alanında değil, ancak kayıt edilen olayların gerçekliği konusunda belge sunarak müjdesel eleştiriye katkıda bulunur. Arkeoloji, eleştirmenler tarafından "tarihsel değil, ya da bili-nen gerçeklere aykırı" diye rafa kaldırılan sayısız metnin doğ-ruluğunu onaylamıştır.

Arkeolojinin William Ramsay'in ilk olumsuz düşüncelerini nasıl değiştirdiğine değinmiştik. İncil; Elçilerin İşleri bölümün-de, Luka'nın Ege bölgesinin o zamana ait kültürünü, coğraf-yasını ve tarihsel konumlarını ne denli doğru bir şekilde yaz-dığını görmüştü.

Luka'nın yanlışlık yaptığından kuşkulanılmıştı. Ama doğ-ruluğu daha sonra dışsal kanıtlarla onaylandığından, arkeolo-jinin İncil kayıtlarını desteklediğini söylemek yerinde olur.

Klasik bir tarihçi olan A. N. Sherwin White, "İncil’in Elçile-rin İşleri bölümünü destekleyen tarihsel kanıtlar şaşırtıcıdır" diye yazmıştır. "Bu kitabın en ince ayrıntılarında bile var olan temel tarihselliği reddetme çabası, artık saçma görünmelidir. Romalı tarihçiler bunu çoktan biliyorlardı."

İncil’in tarihselliğini ve gerçekliğini yok etmeye ben de çok çalıştım. Ancak sonunda tarihsel açıdan güvenilir oluğu sonucuna vardım. Eğer bir kişi İncil'igüvenilir değil diye reddediyorsa, eski edebiyata ait tüm eserleri aynı nedenler yok etmelidir. İnsanlar İncil'eve diğer laik yazıtlara, ayrı test-ler ve standartlar uyguluyorlar. İncelediğimiz metin ister laik, ister inançla ilgili olsun aynı testi uygulamalıyız. Ben kendim bunu yaptım. İncil'inİsa hakkındaki tanıklığının tarihsel ola-rak güvenilir olduğuna inanıyorum."

Metinsel ve tarihsel olarak bu denli mükemmel bir tanık-lığa sahip olan, üzerinde zekice karar verilmesi gerekilen ve bu kadar tarihsel veri içeren eskiye ait hiçbir belge yoktur. Dürüst bir kişi böyle bir kaynağı rafa kaldıramaz. Mesih inan-cının tarihsel belgelerinden kuşku duymak ne yazık ki man-tığa uymayan (doğaüstüne karşıtlıktan kaynaklanan) bir eği-limdir.”