Giriş

Gerçekten böyle bir telefon numarası olsaydı ve numarasını bilseydik, Tanrı’yla ilgili her tartışma sona erecekti. Bir kere, var olup olmadığı kesinlik kazanacaktı. Her şeyi direkt olarak O’na soracaktık. Ama böyle bir telefon elbette yoktur.

Böyle bir telefon yoktur, ama Tanrı’yla haberleşmek için telefondan, telsizden ve her-hangi bir iletişim cihazından kat kat daha etkili yolların olduğunu göstermek istiyorum. Tanrı’nın var oluşunu bilmenizden çok daha önemlisi, size olan yakınlığını keşfedebilmenizdir.

Bugün telefon sayesinde Türkiye’den dünyanın öbür ucundaki herhangi bir ülkede bulunan bir kişiyle anında temas kurabiliriz; aramızda da sanki birkaç metreden fazla mesafe yokmuş gibi! Her gün biraz daha gelişen teknoloji canavarı bütün uçurumları aşıyor… Bizi şımartıyor.

Haberleşme araçlarının o denli geliştiği bir çağdayız ki, artık bunun doğurduğu sonuçların farkında bile değiliz. Örneğin; televizyon ya da video gibi kitle yayın araçlarına vaktimizi öylesine kaptırıyoruz ki, değil komşularımız, hatta evimizin halkıyla olan en basit ilişkilerimiz bile yavaş yavaş kayboluyor. Hele Tanrı’yla olan ilişkilerinizi bir düşünün.

Teknolojik gelişmeler yaşam temposunu baş döndürücü bir hıza sokuyor. Koşuşturuyoruz, eğleniyoruz (bazen), geleceğimizin istikrarını garantilemeye çalışıyoruz… En sonunda, birkaç damla gözyaşı hariç, iz bırakmadan geçip gidiyoruz. İnsanoğlu için hayatın esas anlamı bu kadar basit mi yani?

Böyle bir konuyu ele almamın sebebi, tabii ki iletişim üzerine bir tez yazmak değildir. Yaşamınızda Tanrı’yla gelişebilen içli bir ilişkiden söz etmek istiyorum. Tanrı susmuyor. ‘Sesini’ günümüzde bile duyurmaktadır. Ama “doğru numarayı” çevirmemiz şart. O’nu arayana, yanılgıya götürmez bir biçimde seslenmek istiyor. Kutsal Kitap’ın nasıl esinlendiğini, bu esinlenmenin de nasıl geliştiğini öğrenmek, Tanrı’nın bizimle bağlantı kurmak için neler yaptığını, dolayısıyla bize olan ilgisini gösterecektir.

Teknoloji ve bilim çağında yaşıyoruz. Bilimin ilkesi, deney ile doğrulanan tüm varsayımların gerçek olarak kabul edilmesidir. Belki Tanrı’dan söz ederken bilime ters düştüğümüz düşünülebilir. Ama bundan daha yanlış bir düşünce olamaz. Çünkü kendisinin tespit ettiği yollarla Tanrı’yı arayacak olursanız, karşınıza deneyiminizle doğrulayabileceğiniz, hatta hissedeceğiniz bir Tanrı çıkacak.

Ben de bir zamanlar Tanrı’yla içten bir ilişki içinde değildim. Şimdi ise O’nunla, hiç kimsenin yalanlayamayacağı gerçek ve deneyime dayalı bir ilişkim, bir dostluğum var. İşte esas amacım, sizi böyle bir ilişkinin varlığından haberdar etmek.

Tabii, bu dediklerim size son derece yabancı geliyor olabilir. Çünkü Tanrı’yı yakından tanıyabileceğinizi düşünmeye pek vakit ayırmamış olabilirsiniz.

Ama Tanrı sizi düşünmüş, düşünüyor da. O, size nasıl ulaşacağını da biliyor. Çünkü sizinle bireysel olarak ilgileniyor! O’nun için siz önemlisiniz.

İstanbul, Eylül 1993