BÖLÜM 21 - HANGİ SİLAHLARIMIZ VAR?

Ruhsal savaş meselesine olumlu bir açıdan yaklaşmalıyız. Korkacak ya da zihnimizi çok meşgul edecek bir şey yok. Şeytan’ı ve gücünü abartmamalıyız. İsa’yı yüceltmeye ve dünyada O’nun işini yapmaya odaklanmalıyız. Önceliğimiz her şeyde, evimizde, kilisemizde ve işyerimizde O’nun Egemenliğini aramak olmalı.

Ancak Şeytan’ı da küçük görmemeliyiz. Egemenliğin işini yaparken Şeytan ile cinlerinin muhalefetiyle karşılaşacağımızı anlamamız gerekir. Etkin bir düşmanımız var. Bunu inkar etmek demek, onun daha usta saldırılarına maruz kalmak demektir. İnsanları varlığının yokluğuna ikna etmeye bayılır. Dr. D. Martyn Lyoyd-Jones bu konuda şöyle yazar: “Bugünün kilisesinin hastalıklı durumunun ana nedenlerinden birini İblis’in unutulmuş olmasına bağlıyorum. Bize her şey atfedildi; tutumlarımızda ve düşüncelerimizde psikolojiyle çok fazla haşır neşir olduk. İblis’in, düşmanın, suçlayıcının ve onun ateşli oklarının gerçeği konusunda cahil kaldık.”362

Evet, Şeytan çarmıhta yenildi ve özellikle kalelerin yıkılmasıyla uğraşıyorsak bunu anımsamamız gerekir. Yenildi. Bu nedenle çarmıhtaki zaferin etkilerini her ulusa götürmeliyiz. Sonuç olarak asla yenilmeyiz. Bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz. 363 Kutsal Yazılar’da bize Kuzu’nun kanıyla, tanıklık bildirimizle ve ölümü göze alacak kadar can sevgisinden vazgeçişimizle onu yendiğimiz söylenir. 364 Düşmanın en büyük silahı olan ölüm bile inanlılar için sonsuz yaşama giriştir. Dolayısıyla kaybetmemiz mümkün değil. Düşmanın bize karşı olan en büyük silahı zafer getirir. İşte, Mesih’teki adalet budur.

Tanrı bu savaşta kullanmamız için gerekli silahları sağladı.

Tanrı’nın Sözü

Kutsal Yazılar’da Ruh’un kılıcının Tanrı Sözü olduğu yazılıdır. 365 Düşman yılgınlık tohumları ekmeye çalıştığı zaman bunu kullanmamız gerekir.

Tanrı’nın Sözü kaleleri açığa çıkarmak için verilir. Düşman yalancı ve aldatıcıdır. Dolayısıyla bizim de onun işlerini teşhir etmemiz gerekir. “Büyücülük” sözcüğünün gizlilik anlamına geldiğini ve kalelerle baş edebilmek için onları açığa çıkarmamız gerektiğini görmüştük. Bu pek düşündüğümüz bir şey olmayabilir, ama Tanrı bunu teşhir ediyor. “Bunun için karanlıkta söylediğiniz her söz gün ışığında duyulacak, kapalı kapılar ardında kulağa fısıldadıklarınız damlardan duyurulacaktır.”366

O’nun Sözü ayırt edebilmemize yardımcı olsun diye verilir: “Tanrı’nın Sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar.”367 Dünyanın çeşitli yerlerinde kaleler hakkında konuştuğumda şunu keşfettim: insanlar özgür kılınabilsin diye her şey açığa çıkmaktadır. Batılı ülkelerde birçokları ilk defa bireysel düşünme ya da kiliseyi tüketici zihniyetiyle değerlendirme eğiliminde olduklarını anladı. Kaleleri açığa çıkarma, savaşın yarısıdır; diğer yarısını da onlarla baş etme alır ki, bu da elzemdir! Amerika’daki Warrensburg Yaz Kampımızda bireysellik kalesi üzerinde ders verdiğim zaman birçok kişinin daha sonra bana gelip bu mesele hakkında daha önce hiç düşünmediklerini bile anlattıklarını anımsıyorum. Zaten böyle yetiştirilmişlerdi. Kültürleri (ve maalesef kilise kültürü bile) onları bireysel düşünme doğrultusunda koşullandırmıştı. Bu nedenle Tanrı’nın Sözü’nün kaleleri teşhir etmesi önemlidir.

Tanrı’nın Sözü, kalelere karşı savaşta ve zihnimizin yenilenmesinde bizi donanımlı kılmak için de verilir. Çünkü zihnimiz günümüz toplumunu etkileyen kaleler tarafından yanlış bir şekilde koşullandırılır. Dolayısıyla Kutsal Yazılar’ın etkisine açık bırakılmalıdır. Dostum David Holden bu konuyla ilgili olarak mükemmel bir kitap yazdı. 368 Karım Scilla da bu kitabı yeni inanlıların eğitiminde defalarca kullandı. David’in bu konuda böyle düşünüp düşünmediğini bilmiyorum ama inanlıların zihinlerini yenilemelerine yardım etmek için yazmak ruhsal savaştır.

Bu nedenle Tanrı’nın gerçeğini kullanarak düşmanla karşılaşmayı öğreniyorum. Dolayısıyla düşman bize başarısız olduğumuzu söylediğinde, biz de imanla bizi sevenin aracılığıyla galiplerden üstünüz diyebiliriz. Düşman şu şu kişilerin bize karşı olduğunu ve başka her türlü şeyi söylediğinde, Tanrı’nın Sözü’nü alıp insanlara karşı değil bu karanlık dünyanın güçlerine karşı savaştığımızı söyleyebiliriz. Yenilenen zihnimize göre karşılık vereceğiz. Öfkeyle karşılık vermemize gerek yok. Bu şekilde Tanrı’nın Sözü’nü alır ve ona hem karanlığın işlerini açığa çıkarmasına hem de bizim ona tanrısal bir tarzla tepki göstermemizi mümkün kılmasına fırsat veririz.

Sebat etme

Ruhsal savaş düşmana ya da karanlık güçlere bağırmaktan ziyade sebat etmeyle ilgilidir. Daha önce gördüğümüz gibi Yakup bize, Tanrı’ya bağımlı olduğumuzda İblis’e karşı direnebileceğimizi ve onun da bizden kaçacağını söyler. 369 Sebat etme batı dünyasının kültüründe popüler olan bir nitelik değildir. Her şeyi anında istiyoruz; fast food, hemen ulaşabilme gibi. Hızlı çalışan bilgisayarımıza bile yavaş çalışıyor diye sabırsızlık gösterebiliriz.

Rab’bin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir. 370 O, zamanın ve aceleciliğin despotluğu tarafından yönetilmez. Bizim yönetilmemiz lazım. İman, sebat etmeyi ve dayanmayı gerektirir ki, bunlar Tanrı’nın onurlandırdığı niteliklerdir. Tanrı’nın isteğini yerine getirirken, O da vaat ettiklerine kavuşmamızı mümkün kılar. 371 Tanrı’ya bağımlı olur ve doğru olana sımsıkı sarılırsak düşmanın yenildiğini görebiliriz. Düşmanın oyunlarına gelmezsek, İsa’nın durumunda olduğu gibi372 bir süre için bizim yanımızdan ayrılır.

İman

Burada gönderme yaptığım iman aktif bir imandır. Aktif iman, düşmanın saldırıları konusunda şikayet ederek hayatı geçirmeyi tercih etmez; düşmanın yalanları yerine Tanrı’nın Sözü’ne inanmayı seçer.

Dolayısıyla iman bütün olasılıkları tartıp her şeyin yolunda olacağını varsaymak değildir. İçinde bulunulan durumlar tersini gösterse bile Tanrı’nın söylediklerine inanmayı seçmektir. İman, duruma gerçekçi gözle bakar ama, o anki durumun kendisini yönlendirmesinden ziyade Tanrı’nın Sözü’ne inanmayı seçer. Örneğin, Pavlus bize İbrahim’in umutsuz durumunu anımsatır: İbrahim yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğünde imanı zayıflamadı. 373 Umutsuz bir durumdayken bile Tanrı’nın kendisine oğul verme vaadine inandı. Kendi bedenine bakıp “imkansız” dediğinde ve karısının bedenine bakıp “karımı seviyorum ama bu daha imkansız” dediğinde bile Tanrı’ya inandı.

Öğretiş açısından “iman” kiliseleri olarak adlandırılan kiliselerin yaptığı bazı vurgularda hemfikir olmayabilirim, ama yine de onların saldırgan imanını taklit etmek isterim. Tanrı’ya sımsıkı sarılma yerine mantıklı kılınana kolayca teslim olabilirim.

Aktif iman, pasifliğin zıttıdır. Tanrı’nın zamanını bekleme var; bu pasif değil aktif bir beklemedir. Kutsal Yazılar meydan okur: “Ama İnsanoğlu geldiği zaman acaba yeryüzünde iman bulacak mı?”374 Yanıtımızın “Evet” olmasını umalım. Rabbimiz uzaktayken hizmetkarlar olarak uyanık ve hazırlıklı olalım. 375

Otoriteyi anlama

Bütün otorite İsa’ya verilmiştir. Biz de O’nun adıyla gönderiliyoruz. Kaleleri yıkmak için otoritemiz ve tanrısal gücümüz var. Her ikisi de Tanrı’dan gelir. Otorite, bize gönderenin buyruğundadır. O’nun adıyla gidiyoruz. O, otoriteyle adım attığımızda O’nun isteğini yerine getirmemizi mümkün kılan gücün dalgalarını salıverir.

Otorite, kontrol etmek için değil, serbest bırakmak içindir. Kutsal Yazılar’a dayalı gerçek otorite kiliselerde uygulandığında özgürlük içinde yürümemiz ve otoriteyle hizmet etmemiz için bizi yönlendirir. Bizi korur ve hesap verebilirliğimizi sürdürür. Yeni Antlaşma’nın esas niteliklerinden biri şudur: Hepimiz lütfa kavuşabilir ve ruhsal armağanları uygulayabiliriz. Dolayısıyla Tanrı hepimize yollarını öğretecektir. 376 Hepimiz teker teker peygamberlikte bulunabiliriz. 377 Kutsal Yazılar, yeni antlaşmadan “Bütün insanların üzerine Ruhum’u dökeceğim” diyerek bahseder. 378 Bu nedenle kilisedeki ruhsal otorite, hepimiz işin içine girdiğimizde vaat edilen yeni antlaşmanın hayata geçmesini mümkün kılar. Ancak şunu anımsamak önemlidir: otorite altında olursak, otoriteyle hizmet edebiliriz. İzebel ruhuna verilecek yanıt şudur: başkalarını da otoriteyle hizmet etmeye yönlendiren tanrısal otoriteye sahip olmak.

Pavlus, bu otorite ve gücü nasıl kullanacağımıza dair açıklık getirir. Mesih’in yumuşak huyluluğu ve alçakgönüllülüğü içinde kaleleri yıkabileceğimizi söyler. Bu, otorite ve gücün içinde gösterilen tuhaf bir tavır gibi görünebilir, ama biz dünyanın silahlarını değil, tanrısal güce sahip silahları kullanarak savaşıyoruz. 379

Dua

Bu, imanla bağlantılıdır ve buradaki sırrı da olumsuzluğa karşı değil, olumluluk için dua etmektir. İsa’nın bize öğrettiği dualar olumsuz meseleleri ele alsa da aslında olumludur. Şeytan’ın egemenliğinin olması ne kadar kötü diye dua etmedi; Tanrı’nın Egemenliği gelsin, gökte olduğu gibi yeryüzünde de O’nun istediği olsun diye dua etti. 380

1. Başkası için dua etme

İşte burada Tanrı’nın Sözü’nü başkası adına konuşuyorum. Daniel böyle dua etti. Kendini dua etmeye adamıştı. Aldığı peygamberlik sözüne göre dua etti ve sonra Pers prensine karşı evrensel düzeyde bir ruhsal savaş içinde olduğunu gördü. Kasıtlı olarak karanlık güçlerle uğraşmadı ama dua ettikçe neler olduğu ona gösterildi. Daniel’in Tanrı’nın peygamberlik sözüne verdiği karşılık önemlidir. Tanrı’ya vermiş olduğu vaatleri yerine getirsin diye yakardı. Normalde bir insanın verdiği karşılık aşağıdaki gibi olabilirdi: “Yeremya’dan gördüğüm kadarıyla yetmiş yıl içinde sürgünden memleketimize döneceğiz. Yetmiş yıl bitmek üzere. Dolayısıyla gözünüzü dört açın ey ahali. Bu gerçekleşmek üzere.” Ama Daniel’in verdiği tepki böyle değildi. Her zamankinden daha ateşli dua etti. Her şeyi göze alarak dua etti: “Doğruluğumuzdan değil, senin büyük merhametinden ötürü dilekte bulunuyoruz. Ya Rab, dinle! Ya Rab, bağışla! İşit ve davran, ya Rab! Ey Tanrım, adının hatırı için gecikme! Çünkü kent ve halk senindir”381

Birçoklarının bu tür inatçı, acil duayı yeniden keşfetmesinden çok memnunum. Kiliseler (en azından bizim kiliselerimizdeki dua edenler) daha düzenli dua zamanı ve bazen oruç tutarak özel dua dönemleri ayarlıyorlar. Tanrı’nın gücünü daha çok gösterdiği Çin, Kore, Latin Amerika ve Afrika’nın bazı yerlerinde kendilerini bu tür duaya daha çok adayanlar var. Konferanslarımızın birinde Colin Dye’ın Kensington Temple’daki konuşmasını anımsıyorum. O kilisenin büyümesinde Afrikalı hanımların o kilise için ne kadar çok dua ettiğini anlatmıştı. Vaaz verirken ön sırada başkaları için dua eden, yakaran kişiler olmasını istediğini söyledi. Bazen bu duaların sonucu olarak Tanrı’nın gücünün gittikçe çoğaldığını hissettiklerini anlattı.

2. Ruhsal savaş duası

Bu konuda çok yazılıp çizilmiştir ve genellikle de stratejik düzeyde ruhsal savaş olarak adlandırılan bağlamda yazılır. 4. bölümde dediğim gibi bu konuda yöntem olarak ciddi kuşkularım var. Ancak Kutsal Ruh’un “kutsal kızgınlık” olarak adlandırılabilen, ortalığı karıştırdığı ve bizim de militanca dua ettiğimiz zamanlar olduğuna inanıyorum. Bu, her dua için örnek teşkil etmez ama Kutsal Ruh’un özellikle yönlendirdiği durumlarda kullanılır. Böyle dua edilmez gibi bir duyguya bile kapılabiliriz, ama böyle bir şey olduğunda bu tecrübeden kaçmaya çalışmamalıyız. NFI’daki ihtiyarların dua ve oruç toplantısında meydana gelen bir olayı anımsıyorum. Hindistan’daki bir pastörün acilen hastaneye kaldırıldığını duyduk; o an için bir iman armağanı almış gibiydim ve duayı yönlendirmeyi istedim. Tanrı’nın “Evet! Evet!” dediğinin farkındaydım ve herkese ellerini kaldırmalarını söyledim ve eller havadayken hem başka dillerde hem de İngilizce dua ettik. Daha sonra pastörün iyileştiğini duyduk.

3. Ruhta dua etme

Pavlus bize her türlü dua ve yalvarışla her zaman Ruh’un yönetiminde dua edin der. Dahası bunu her durumda yapmamızı söyler. 382 Tanrı’nın Kutsal Ruh’unun yönlendirmesiyle bunun her türlü duaya gönderme yaptığına inanıyorum. Ama Ruh’un yönlendirmesiyle dua etmede yer aldığına emin olduğum dillerle konuşma armağanının kullanılmasında özel bir değer vardır. Zaten Pavlus da herkesten çok dillerle konuşmuştu!383 Bazen Pavlus’un düşmanın kendisine attığı her şeye böyle mi dayanabilmişti diye merak ederim. Deniz kazası, elemler, karşı gelinmeler, taşlanmalar yaşadı. Bir keresinde çektiği çilelerin listesini verdi. 384 Düşmanın onu yerinden atmak ve hedefinden saptırmak için gösterdiği gayretleri herkesten daha çok dillerle konuştuğu için mi yenebildi?

Nasıl dua etmem gerektiğini bilmediğimi görüyorum. 385 Tanrı’ya hamdolsun ki nasıl dua etmem gerektiğinden emin olmadığım zaman, Kutsal Ruh benim ruhum aracılığıyla dillerle dua eder. Tam olarak anlamadığımız ruhsal savaş meselelerine daldığımızda, Tanrı’nın bize verdiği bu harika armağanı kullanmak için daha fazla ihtiyaç sezerim. O’nun Kutsal Ruh’uyla doluyken dillerle konuşarak dua etmeye daha çok ihtiyacım olur.

Tapınma

Yehoşafat belli bir savaşla uğraşırken müzisyenlerini ve şarkıcılarını önden gönderdi ve onlar da ezgiler okudular: “Rab’be şükredin, çünkü sevgisi sonsuza dek kalıcıdır.”386 Böylece tapınma savaştan önce başladı. Tanrı’ya yoğunlaşma, bizi içimizde büyüyen imana yöneltir ve Tanrı’yı yücelten tapınma, bizi O’nda olan vizyonumuza yoğunlaştırır. Artan imanımız asla tapınma için güdü olmamalıdır; güdümüz daima Tanrı’yı yüceltmek olmalıdır. Yine de hamtlarla ve tapınmayla Tanrı’ya odaklanmamızın O’nun harekete geçmedeki imanımızı arttırdığını biliyorum. Koronun sözleriyle başlayan bir ilahi söylerdik: “Dudaklarımızda Tanrı’ya övgülerle ve elimizde iki ucu keskin kılıçlarla.”387 Bugün sanki tapınmanın bu yönünü kaybetmiş gibiyiz.

Takım çalışması

Bu kitapta birçok kez cinlerle ilgili güçlere karşı takım halinde çalışmanın gerekliliğini vurguladık. Düşman bize yalnızken daha etkin bir biçimde saldırabilir. Ancak bu bölümde birlikte çalışmanın, yani takım çalışmasının sadece koruyuculuğumuzu yapmadığını aynı zamanda düşmanı yenme için olumlu bir güç oluşturduğunu yeniden vurgulamak istiyorum.

İzebel’in hücumundan dolayı depresyona giren İlyas’a söylenen ilk şey Elişa’yı meshetmesi oldu. İlyas uzun zamandır yalnızdı. Şimdi bir süreliğine de olsa takım çalışmasının yararlarını yaşayabilirdi. Takım arkadaşı Elişa çırak bile olsa bu takım çalışmasından yararlanabilirdi. 388 Takım ne kadar küçük olursa olsun etkin olabilir. Yonatan düşmana karşı Tanrı için cesur, inisiyatif kullanan bir örnekti. Ancak bunu, onu bütün yüreğiyle destekleyen, silahını taşıyan gençle başardı. 389 Yetmiş iki kişi müjdeciliklerinde böyle bir zafer görünce İsa tarafından ikişer ikişer gönderildiler. İnanlılar olarak bu ilkeyi sık sık unutmamız şaşırtıcıdır. Düşmanla savaşta boğuşurken yanımızda başka birinin olmamasının ne kadar önemli olduğunu unuturuz. Tek başımıza metanetle devam etmeye çalışırız. İblis’in hücumuyla karşılaşıyorsanız, düşmanın size direneceğini bildiğiniz bir meseleye girmek üzereyseniz, o zaman yanınıza birini alın. Bunu beraber yapın. Takım çalışması silahlarımızdan biridir ve işte bundan dolayı düşman Mesih’teki kardeşlerimizle olan ilişkimizi bozmaya çalışır.

Tanrısal örnekler

11. bölümde Batı’daki günümüz toplumunda erkeklik ve kadınlık konusunda artan bir karışıklıktan bahsettik. Eros Redeemed390 adlı kitabında John White insanların bu karışıklıktan çıkmalarını mümkün kılacak tanrısal örneklere acilen ihtiyaç olduğunu vurgular. Erkeklerin erkekliğe örnek olarak İsa’ya bakmaları gerektiğini söyler. Kadınlara gelince, onların Kutsal Yazılar’daki örnekleri ise İsa’nın annesi Meryem (o imanla meleğin sözlerini kabul etti.)ve Süleyman’ın Özdeyişleri 31. bölümde betimlenen kadındır. Kutsal Yazılar’daki örneklere yeniden odaklanmaya gereksinmemizin olduğu bir gerçektir. Yeni kuşak için kilise yaşamının içinde kültürümüzdeki karışıklığa karşı olan ruhsal savaşın bir yönünün de tanrısal örnekler sunması gerektiğidir. Bu da başka bir gerçektir.

İsa yaşamında bugün sunulanın aksine tanrısal erkekliği gösteren birçok nitelik vardır:

  1. Babası Tanrı’ya boyun eğerek inisiyatif kullandı. İnisiyatif kullanabilmek erkeklik özelliğinin esaslarındandır. İsa’nın on iki yaşındayken bile Baba’sının işine girmede kararlı olduğunu görürüz. Net kararlar aldı; net hedefleri vardı ve dünyaya niye geldiğini biliyordu. Tamamlanmış bir görevden bahsedebilirdi.

  2. Korkuya geçit vermedi. İster Ferisiler, ister Sadukiler, isterse tapınaktaki para bozanlar olsun gerçeğin düşmanlarına karşı durdu.

  3. Kadınların yanında rahattı. Erkek egemenliğinin farkında olan bazı erkeklerin, kadınların yanında kendi egemenlikleri içinde nasıl rahatlayacaklarını bilmediklerini fark ettim. Öte yandan İsa kadınları karalayan gelenekleri reddetti. 391 Kadınlar da O’nun yanında rahattı. Onlara karşı asla onlardan üstünmüş gibi davranmadı ama yanlış bir şekilde onların otoritesi altına girmedi. Suyu şaraba çevirme mucizesinde inisiyatif kullandığı halde annesinin O’nu bu konuda manipüle etmesine izin vermedi.

  4. Hizmetkar önderliğin ne olduğunu sergiledi: otoriteyle hizmetkarlığın birbirine zıt şeyler olmadığını gösterdi.

  5. Duyguları tanrısal bir biçimde nasıl ifade edeceğini biliyordu: Lazar’ın mezarı başında ağladı, tapınağın ticarethaneye çevrilmesine kızdı.

John White bu konuda şöyle der: “Kadın ve erkeğin birbirine kadın ve erkek olarak ihtiyacı var. Gerçek kadın ve erkeğe, iyileşen kadın ve erkeğe ihtiyacı var. Erkekliğin ve kadınlığın iyileştirildiği gün geldi. Yine de erkeklik hakkında kadınlıktan daha çok konuşacağım. Niye? Çünkü erkekler erkek olduğu zaman kadınlar kendi kimliklerine girmekte pek zorlanmazlar.”392 Daha önce dediğim gibi bugün kültürümüzün karışıklığının zıttı olan tanrısal örneklere ihtiyaç vardır. Gelecek kuşaklara, cinsel karışıklıktan çıkmalarına yardımcı olmaları için onlara ihtiyaç vardır. Gelecek kuşağın güçlendirilmesi ve müjdeyi dünyanın dört bir yanına götürmesi onlara ihtiyaç vardır.

Tanrı’nın sağladığı silahlar

Efesliler 6. bölümden ve orada gönderme yapılan karanlık dünyanın güçlerine karşı yapılan savaştan defalarca bahsettik. Bu nedenle Tanrı’nın sağladığı silahları betimleyen o bölüm üzerine birkaç cümle ilave etmek bir nevi klişe gibi görünebilir. Hele bu 11 ayet üzerine Dr. D. Martyn Lyoyd-Jones toplam 736 sayfalık iki cilt kitap yazdıktan sonra!393

Ancak bu bölümde yer alan ilkelere bu kitapta gönderme yapılmış olmasına rağmen, savaşta bize yardım edecek bazı sözlerin tekrarı gereklidir.

1. Güçlü olun

Bu sadece yüzeyde kalan kararsız bir “inanizm” için değil, gürbüz bir imanın geliştirilmesi için yapılan bir çağrıdır. Hristiyanlık pısırıklar için değildir. Güçlü olabilecek kişiler içindir. Etraftaki herkes vazgeçtiği zaman Tanrı’nın gerçeğini doğrulamak için güçlü olmaktır. Evleninceye dek cinsel ilişkiye girmeden bedeni temiz tutmak için güçlü olmaktır. Bugün Hristiyan olmak güç ister. Dişimizi sıkıp devam etme gayretinden kaynaklı bir güç değil bu. Tanrı’nın doğaüstü gücünün bize sağladığı lütuftan gelen bir güç. O’nun üstün gücüyle güçlenmeliyiz. Tanrı’nın bütün silahlarını kuşanmalıyız. Amaç bunları her sabah kuşanmak değil, ama Pavlus’un burada betimlediği silahların sembolize ettiği gerçekleri günlük hayatımızda devamlı yaşamalıyız. Şimdi gerçekle yaşamayı uygulayın. Öyle ki, kötü gün geldiği zaman, cehennemin ateşi ve İblis’in yalanlarının usta aldatıcılığı üstünüze geldiği zaman yerinizde duracaksınız. Bu tür zamanlar hepimiz için geliyor; hazır olalım.

2. Yerinizde durun

Her tarafa saçılan en son çıkan kitapların (umarım bu değildir!) ya da en son katılınan ruhsal savaş konferansının olduğu böyle bir zamanda bu bölümde yerinizde durmanın vurgulanması önemlidir. Bu günlerde Tanrı’nın uyanış göndermesi için yüreklerimizde çaresizce hıçkıran bir yakarış vardır. Bu çaresizliği ben de paylaşıyor ve yakarıyorum. Ancak “şunu şunu yapmış olsaydık uyanış gelirdi” gibi Kutsal Yazılar’a dayanmayan bir uygulamanın aldatıcılığına kapılabiliriz diye endişeleniyorum. Bizim sorumluluğumuz yerimizde durmak; İblis’in hilelerine karşı durmak; birçok tanrısal standarttan vazgeçen toplumun ortasında sağlam durmaktır. Hristiyan imanının ilk günlerdeki heyecanının yerini alan sıkıntılarda, zor günlerde ve özellikle hayatın Mesih’e gelmeden öncekinden daha da zor olduğu zaman birçokları vazgeçerken, siz vazgeçmeyin. Şimdi yerinizde durma zamanıdır.

3. Belinizi gerçekle kuşatın

Bu, Kutsal Yazılar’da açıklanan gerçeğe mi yoksa bizim doğru sözlü ya da içten oluşumuz fikrine mi gönderme yapıyor konusunda yorumcular aynı fikirde değillerdir. Kuşku duyuyorsanız, ikisini de uygulayın. Her ikisi de geçerlidir. Ruhsal savaşta aldatılmamak için gerçek elzemdir. Kutsal Yazılar’da açıklanan sağlam öğretiye ihtiyacımız var. Kutsal Kitap’ı anlamada güçlü olmanız için sizi teşvik etmek istiyorum. İyi ifade edilmiş bir sistematik teoloji edinin. Bir arkadaşımın “kuru doktrinel öğretiş” hakkında kuşkuları vardı. Kilisenin daha büyük güç gösterisinde bulunması gerektiği kanaatindeydi. Benim yönettiğim bir eğitim çalışmasına katılıyordu. Ona ve diğer katılımcılara iki gün “Tanrı’nın doktrini” üzerinde ders verdim. Tanrı’nın kim olduğu, özellikleri, kudreti, ilahi adaleti ve Üçlü Birlik’in doktrini ile görkemli gizemi hakkında konuştum. Dersi ilginç bulmaya başladı ve ben tüm sınıfa ayağa kalkmalarını söyleyip Tanrı’yı, Kutsal Ruhu’yla içimizde gücüyle çalışması için davet ettiğim zaman şaşırdı. Öğreti ile Tanrı’nın gücünün gösteriminin el ele gittiğini gördü. Kutsal Yazılar’ın gerçeğinin yüreklerine dokunmasıyla birlikte Kutsal Ruh’un gücüyle karşılaşmayı yaşadılar. Belimizi gerçekle kuşatmaya ihtiyacımız var. Karışık güdüler ve bencil hırslar olmadan içtenlik kuşağını takmaya ihtiyacımızın olduğu da bir gerçektir.

4. Göğsünüze doğruluk zırhını takın.

Bunun da iki anlamı olabilir. Mesih’teki doğruluk armağanına ya da doğru ve tanrısal bir yaşam sürmemize gönderme yapıyor olabilir. Yine her ikisini de yapmalıyız. Mesih’in doğruluk armağanının hayatımı koruyor olmasından memnunum. Tanrı bize bakıyor ve Mesih’in doğruluğunu görüyor; Mesih’in doğru oluşu gibi biz de doğruyuz. Karşılık ödemeden aklandık. Mesih’e gelmeden önceki geçmişimizi hala pençesi altına alabilen Şeytan’ın kalelerinden bağımsız doğru yaşamlar sürmemiz gerekir.

5. Müjdeyi yayma hazırlığını giyinin

Tanrı, İsa Mesih’in müjdesiyle çağırırsa, müjdeyi paylaşmaya istekli olun. Kentten kente, ulustan ulusa koşmaya istekli olun. Tanrı sizi herhangi bir yere çağırmazsa, şimdi bulunduğunuz yerde imanınızı paylaşmak için her fırsatı değerlendirin. İsa’nın yaptığı gibi inanlı olmayanlarla arkadaşlık edin. Bu bir ruhsal savaş; İsa’nın uğruna öldüğü erkeklerin, kadınların ve çocukların kurtuluşu için olan savaş. Olumlu bir şekilde müjdeyi paylaşmayla uğraşırsak, tanrısal bir hayat yaşamak ve İblis’in saldırılarına direnmek için daha çok güdüleniriz.

6. İman kalkanını alın

Daha önceki bölümlerde iman kalkanını ele aldık. Düşmanın “Tanrı gerçekten dedi mi?”394 diyen sınamasını ve attığı inanmazlık oklarını anımsayın. Kalkanınız hazır mı?

7. Kurtuluş miğferini alın

Tanrı’nın sizi sevdiği ve sizi kurtardığı gerçeğiyle sevinin. Bu sevince sarılın ve çok daha iyi olan Mesih’le birlikte olmayı arzuladığınız kurtuluşu395 ve bedeninizin O’nun yüce bedenine benzer hale geleceği ve özgür kılınacağınız zamanı bekleyin. 396

8. Ruh’un kılıcını alın

Bu bölümde zaten bu konuda yorum yaptığım için aynı şeyleri tekrarlamayacağım.

Sevinç

Kutsal Kitap, Rab’bin verdiği sevincin bizi güçlü kıldığını yazar. 397 Nehemya, İsrail’in düşmanlarının etraflarını sarmasına karşın Yeruşalim’in surlarını onardı. İşte, bu bağlamda Rab’bin verdiği sevinçten bahsediyor Nehemya. Ruhsal savaş açısından bakıldığında Nehemya kitabı ilginç bir çalışmadır. İnsanlar surları onarırken, bir ellerinde kılıç diğerinde de mala tutuyordu. Tanrı bizi de Egemenlik için savaşmamız ve kiliseyi kurmamız için çağırıyor. Tanrı’nın halkı sürgünden dönüp kentlerini onarırken, Rab’bin sevinci de onları bu öncü girişimlerinde güçlü kıldı. İnsanlarla çok sık geçmişten gelen acıları için dua ediyorum. Acılarını ifade etmeleri önemlidir. Acıda sevince doğru yol almaları da eşit derecede önemlidir. Öyle ki, onlara acı veren düşmanın kalelerine karşı durabilsinler.

Daha önce öğrencilerin otoriteyle bu durumdan nasıl çıktıklarına ve İsa’nın, Şeytan’ın düşüşünü görüşüne baktık. Savaşın ortasında İsa’nın, Kutsal Ruh’un etkisiyle coşuyor olarak betimlenmesi ilginçtir. 398 Tanrı’nın bazı gerçekleri dünyadaki bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklar gibi olanlara açtığı için seviniyordu. İşte, imanlarında çocuk gibi olanlar cinlerin insanlardan çıkışını ve kalelerin yıkılışını gördü. İsa buna seviniyordu.

Denemeler sırasında düşmanın saldırılarına karşı sevincin savunma oluşturduğu düşüncesini anlamak özellikle biz Batılılar için zordur. Yakup, “Çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük bir sevinçle karşılayın”399 der.

Esirlerin yıllarca boyunduruğu altında kaldıkları şeylerden özgür kılınmasına sevinç ve gülme eşlik eder. Eski Antlaşma, Tanrı’nın halkı sürgünden geri geldiğinde bunu şu sözlerle ifade eder: “Ağzımız gülüşlerle, dilimiz sevinç çığlıklarıyla doldu. ‘Rab onlar için büyük işler yaptı’ diye konuşuldu uluslar arasında.”400

Gülmeyle ilgili en ilginç ayetlerden biri şudur: Rab, cinlerin etkilediği kalelerle güçlenen ve Tanrı’nın meshettiğine karşı gelmeye çalışan prenslere ve yöneticilere güler. Bu bağlamda Kutsal Yazılar, “Göklerde oturan Rab gülüyor, onlarla eğleniyor.”401 Bu mezmur, Tanrı’nın kaçınılmaz son zaferini anlatıyor. İsa Mesih’in mutlak zaferini ilan ediyor. Yine bu mezmurun vaadine dayanarak ulusların Mesih için kazanılacağına güvenebiliriz. Ulusları hangi kaleler, hangi bölgesel ruhlar esir alırsa alsın sonunda yenilenler onlar olacaktır. Gökteki yüksek sesler “Dünyanın egemenliği Rabbimiz’in ve Mesih’in oldu”402 diyecektir.


21 Numaralı Etkin Strateji: Silahlarınızı bilin ve onları kullanın!


Ruhsal savaşla ilgili bir kitabın sevinçli bir bildiriyle sonlanması uygundur. Bu sevinç bildirisinin Rabbimiz İsa Mesih’in final zaferiyle olması daha da uygundur.