1. Allah’ı tanımak mümkün mü?

Yaratanı tanımak yaratılmış olan insanın en doğru ve en yüce görevidir demiştik. Aynı zamanda Allah’ı tanıma isteği insanın en doğal eğilimidir. Nitekim yeni doğan bebek doğal olarak annesini tanımak ister. Her insan da, özellikle başı sıkıştığında, doğal olarak yüzünü göğe çevirip Allah’a haykırır. Çünkü insan kendisinin gökten zembille inmediğini bildiği gibi, evrenin üzerine her an başvurabileceği yüce Allah’ın varlığını hissedebilir.

Yalnız hemen aklımıza şöyle bir soru gelebilir: Acaba Allah’ı tam olarak tanımak mümkün mü?Bazı insanlar Allah’ı tanımanın mümkün olmadığını savunur. Kesin olarak “Allah yoktur!”diyemez; ancak Allah’ı tam olarak tanımak mümkün değil diye düşünür. Bir yere kadar onların bu düşüncelerine hak verebiliriz; çünkü Allah gibi ebedi ve yüce bir varlığın karşısında insanın zihinsel kapasitesi elbette ki sınırlı ve yetersizdir.

İnsan doğal haliyleyüce Allah’ı tam olarak tanıyamaz. Çünkü O ebedi ve mükemmel bir varlıktır. İnsani düşüncelerle ve sözlerle tarif edilemez, tam olarak tanımlanamaz. Kusurlu insan mükemmel Allah’ı nasıl anlatabilir ki? Yaratılmış insan yüce Yaratanı nasıl tanımlayabilir ki?

Ancak Allah’ın kendisi bizlere kendisini en doğru şekilde tarif edebilir. Eğer insan kendi aklıyla eşsiz ve ebedi Olan’ı tanımlamaya kalkışırsa kesinlikle yanılmaya mahkûmdur. Sonuçta Allah’ın kendisi kendini anlattığı kadarıyla O’nu tanıyabiliriz.

Hamdolsun ki yüce Allah bizi bu konuda karanlıkta bırakmış değil. Kendisini tanımamız için bulunduğumuz evrenin birçok yerinde parmak izlerini bırakmıştır. İçinde yaşadığımız kâinat her zaman bizlere Allah’ın görkemini açıklamaktadır.

Sadece galaksimizin akıl ermez boyutları bile Allah’ın kudreti karşısında hayran kalmamıza yetiyor. Örneğin ışık hızıyla bir saniyede dünyamızın etrafını 7 kere dolanabilirken aynı hızla galaksimizin bir ucundan diğerine ancak 100,000 yılda erişebiliriz. İnanılmaz bir mesafe söz konusu. Ayrıca tahminen evrende 100 milyar galaksi daha var. Bunların üzerine biraz düşündüğümüzde, Allah’ın inanılmaz gücünün sınırlarına yaklaşmak mümkün değil.

İçinde yaşadığımız dünyaya gelince; sadece Allah’ın aşkın gücünü değil, olağanüstü bilgeliğini de görebiliyoruz. Yeryüzündeki her şey aynen saat gibi işliyor. Örneğin deniz ve nehirlerden buharlaşan sular sonra bulut oluşturur ve toprağa yağmur olarak döner. Bu döngü basit ama son derece ustaca tasarlanmış bir sulama sitemidir. Ya da bitki, hayvan ve insan âlemlerinde görülen kendi kendine gelişme, onarma ve çoğalma düzeni gerçekten inanılmaz bir bilgelik sergiler. Düşünün, bilgisayar, arabalar ve uçaklar icat edebilen insanlar tüm bu teknolojiyle henüz kendi kendini onarabilen bir cihaz ya da çoğalabilen bir tek organizma yaratamadılar. Allah’ın dünyada sergilediği bilgeliği göz ardı etmek mümkün değil.img

Ayrıca yaratılışın genel tasarısı ve düzenine baktığımızda, Allah’ın mükemmel estetik anlayışını da görebiliyoruz. İçinde bulunduğumuz dünya gri tonlarla süslenmiş bir yer olabilirdi. Etrafımıza baktığımızda hiçbir çiçek, dağ, nehir ya da ağaç görmemiş olsaydık, Allah’ın yaratıcılığının eksik olduğunu ve pek neşesiz bir varlık olduğunu düşünebilirdik. Fakat etrafta göz gezdirdiğimizde hiç beklenmedik nefes kesen güzelliklerle karşılaşıyoruz. Kâinat iyilik, güzellik ve adeta sevgi kokuyor. Bunlar bizlere Allah hakkında çok önemli ipuçları sağlıyor. Çünkü gökyüzü de yeryüzü de Allah’ın görünmeyen niteliklerini inkâr edilemeyecek kadar güçlü bir şekilde, çarpıcı renkler ve ince ayrıntılarla resmediyor.

Bu yüzden dünyanın her yerinde insanlar Allah’a inanırlar. Dünyanın en ücra köşesindeki en vahşi kabileye gitsek bile onların da bir Allah inancı olduğunu görürüz.

Çünkü göz göre göre Allah’ın bariz gerçeklerini inkâr etmek güçtür. Zira içinde bulunduğumuz ve Allah’ın yüce eseri olan evren, O’nun eşsiz parmak izlerini her yerde sergilemektedir. Sonuç olarak Allah’ın yaratmış olduğu kâinat aracılığıyla kendini tüm insanlara son derece kuvvetli bir biçimde tanıttığını görebiliyoruz. Allah yaptıklarıyla varlığını belli eder.

Sadece evrene bakarak bile, Allah’ın gücünü, bilgeliğini ve iyiliğini görebiliriz. Fakat bunlar Allah’ın kişiliğini tanımamız için yeterli değildir.

Hamdolsun ki, kâinatın dışında Allah öz varlığını tanıtan daha da belirgin bir mesaj bırakmıştır. Allah kutsal sözlerinde bizlere kendini en mükemmel şekilde tanıtmıştır. Zamanın başlangıcından beri Yaratan, insanlarla irtibat kurup kendisi hakkında onlara bilgi vermiştir. Bundan Allah’ın ilişkiden yana, bizlerle iletişim kurmak isteyen bir varlık olduğunu anlayabiliyoruz. Allah saat kurar gibi evreni yarattıktan sonra çekip gidebilirdi. Fakat tam tersine Allah başlangıçtan beri insanlarla ilişki halinde kalmaya kararlıdır.

Allah’ın peygamberler aracılığıyla bize bildirdiği sözlere baktığımız zaman O’nun yüce varlığıyla ilgili olarak çok daha net ve önemli bilgiler edinebiliyoruz:

Yukarıdaki listeyi daha da uzatabiliriz ama dikkat edersek burada sıralanan Allah hakkındaki olgular, bizlere ancak Allah’ın sıfatlarını tanıtır ama Allah’ın özünü tanımlamaz. Allah’ın nasılolduğunu söyler ama Allah’ın kimolduğunu tam olarak belirtmez. Tanıdığınız bir insan için pek çok nitelik sıralayabilirsiniz: “uzun boyludur”, “konuşkandır”, “sevecendir”, “iyi bir öğretmendir”, “iki çocuk babasıdır” vb… Yalnız sıralanan bu özellikler yine de o kişiyi bize tam olarak tanımlamaz.

Benzer şekilde birçoğumuz Allah’ın sıfatlarını ya da isimlerini ezberlemişizdir. Ancak yukarıdaki liste gibi o isimler bizlere sadece Allah’ın niteliklerini belirtir; fakat Allah’ın tam olarak kim olduğunu söylemez. Aslında kendimize şöyle bir soru sorarsak durum netleşir: Ben Allah hakkında bilgi sahibi olabilirim, ama kendisini ne kadar tanıyorum? Eminim ki çoğumuz Allah’ı kişisel olarak tanımanın mümkün olduğunu düşünmedik bile. Yüce varlığını tarif edebiliriz ama kendisini tanıdığımızı söyleyemeyiz. Örneğin, çoğumuz ülkemizin başbakanını iyi tanıdığımızı düşünüyoruz. Yani kendisi hakkında pek çok bilgiye sahibiz; çünkü her gün gazeteler vasıtasıyla yaptığı her şeyi, yediği yemeğe kadar takip ediyoruz. Yalnız, birisi “başbakanı gerçekten tanıyor musun?”diye sorarsa olumsuz cevap vermek zorundayız; çünkü edindiğimiz bilgiler sadece kulaktan dolmadır.

Başta “Allah’ı tanımak mümkün mü?”diye sorduk. Gördüğümüz gibi Allah kendini tanımamızı istiyor ki kendini hem kâinatta hem de kutsal sözlerinde net bir şekilde tanıtmıştır. Yalnız yine soruyoruz: Allah’ı kişisel olarak ne kadar tanıyoruz? O’nu o kadar yakından tanımak mümkün değil diye düşünebiliriz.

Oysa Allah her yerde ve bize herkesten daha yakın. Aslında canımızın en derin arzusu da tam olarak budur: Allah’ı daha yakından tanımak. İşte bu mümkündür çünkü Allah bunu kendi istedi.

Peki, Allah hakkında pek çok bilgiye sahibiz ama özünü nasıl tanıyabiliriz? Allah’ın nasıl bir varlık olduğunu az çok biliyoruz, ama tam olarak kimdir? Hamdolsun ki yine bu konuda Allah özünü açmıştır. Allah O’nun şahsiyetini tanımamız için ve kim olduğunu tam olarak bilmemiz için Kutsal Kitap’ta şöyle bir ifadeye yer vermiştir:

ALLAH SEVGİDİR!

Evet, bu kadar basit ve açık! Bu iki söz Allah’ın tüm sıfatlarını tamamlar, tanımlar ve özetler. Ama bu ifadenin sadeliğine aldanmamak gerek. İlk bakışta ne kadar sade ve basit gibi görünse de aslında bu söz Yaratan’ın özünü özetlemekle beraber, yaratılmış bulunan her şeyin anlamını da açıklar. Çünkü tüm kâinat Allah’ın bu gerçeği etrafında dönüyor. Her şey ama her şey bu sözden kaynaklanır. Allah’ın sevgi oluşu öncellikle O’nun yüce karakterinin şifresini çözer ve Kendisini tanımamız için göklerin kapılarını açar. Bu sözün anlamını kavradıkça evrenin tüm sırları tek tek anlaşılmaya başlar.

Çok fazla ilerlemeden öncellikle bu sözün ne anlam ifade ettiğini ve neyi ifade etmediğini belirtelim. “Allah sevgidir”demek “Sevgi eşittir Allah” demek değil. Nitekim “Ahmet insandır”ile “İnsan Ahmet’tir”sözleri arasında büyük bir fark vardır. Böyle olsaydı Allah’ın diğer tüm sıfatlarını hiçe saymış olurduk. “Allah sevgidir”derken sevgi Allah’ın tüm sıfatlarının kökü ve kaynağıdır demek istiyoruz. Yaratan’ın öbür sıfatları ancak sevgi çerçevesi içerisinde anlam kazanır. Sevgi Allah’ın en temel sıfatıdır.

Allah sevgidir”demek “Allah zaman zaman sever” demek değil. Her insan, iyisi de kötüsü de, zaman zaman sever. Elbette ki Allah tüm insanları ayrım yapmaksızın sever ama burada kastedilen anlam bambaşkadır. Çünkü bu sözlerle Rab yaptıklarından çok kendi özünü betimliyor. Allah her daim sever; çünkü yüce varlığının tümü sevgi ilkesine bağlıdır.

Ayrıca “Allah sevgidir”demek “Allah sevecendir” demek değildir. Kuşkusuz Allah’ın rahmeti ve lütfu sonsuzdur. Fakat “Allah sevgidir” demek, O’nun esası sevgidir demektir. Allah’ın kişiliği ve karakteri birebir sevgi kelimesiyle tanımlanır demektir. Yani Allah’ı tanımlamak ve tarif etmek adına insanın kullanabileceği en isabetli kelime, Sevgidir. O halde Allah’ı tanımak istersek, öncellikle sevginin ne olduğunu anlamamız gerek.

Sevgi kelimesi kadar güçlü bir kelime ya da kavram var mı? Bilgeliğiyle ün kazanmış Kral Süleyman şunu demişti: “Sevgi ölüm kadar güçlüdür.” Tarih boyunca nice insanlar sevgi uğruna canlarını vermiştir. Sevgi yüzünden büyük savaşlar olmuştur. Kimisi ülkesini sever, kimisi ise ailesini sever ve bunun için canını feda eder. Çünkü insanlar arasında en üstün değer de sevgidir.

Ne yazık ki, insanoğlu her şeyin sahtesini oluşturabildiği gibi sevginin de sahtesini ortaya çıkarmıştır. Örneğin başkasının malını seven var. Bu sevgi değil, kıskançlıktır. Ya da komşusunun karısını seven var. Bu sevgi değil, şehvettir. Para seven var. Bu sevgi değil, hırstan doğan putperestliktir. Sevgi kelimesini öyle çok kullanıyoruz ki, asıl anlamını neredeyse yitirmiştir. Oysa ki, sevmenin gerçek anlamı kendini değil, başkasını düşünmektir. Yani hakiki sevginin özünde benlik denen hiçbir şey yoktur.

Hepimiz böylesi bir sevgiyi arzuluyoruz. Zira her insan sevilmek üzere yaratıldığını bilir. Evlat anne babasından doğal olarak sevgi bekler. Evlenen kadın kocasından sevgi bekler. Ne yazık ki birçoğumuz sevilmediğimiz gibi sevmeyi de öğrenemedik. Bütün dünya aslında bu tarz sevgiye susamıştır. Hamdolsun ki bu konuda iyi bir haberimiz var: Allah Sevgidir! Başkasında aradığımız sevgi O’nun yüce şahsiyetinde mevcuttur. O yüzden Allah’ı ve sevgisini acilen tanımamız gerek.

Bizim öncellikle kafamıza sokulan eski Allah portresini değiştirmemiz gerek. Bugüne dek çoğumuz Allah’ı çok farklı tanıyorduk. Sanki her an bizi cezalandıracak ya da cehenneme atacak diye düşündüğümüz bir Allah vardı kafamızda.

Büyüklerimiz Allah’ın ismini bizi korkutmak için hep kullanmıştır: ‘Allah çarpar!’, ‘Allah günah yazar!’… Hepimizin kafasında yer etmiş kelimeler hep çarpan, cezalandıran, isteklerini yerine getirmezsek kızan bir Allah tanıdık ve O’ndan hep çekindik.

Çoğumuz, çocukluğumuzdan kalan bu korkularla yaşıyoruz. O yüzden “Allah sevgidir” sözünü ilk duyduğumuzda bu gerçeğe pek inandığımız söylenemez. Şunu bilmeniz gerek ki; içimizde bu kuşkuları uyandıran, yüreğimize korku ve yalan tohumlarını eken Şeytan’ın kendisidir. Allah’ın gerçek kimliği ve sevgi dolu yüreğiyle tanışmamızı engellemek istiyor. Oysa bizi yaratan Allah kötü ve korkunç değil, iyi ve sevgi doludur.

Düşünün, içinde bulunduğumuz dünyayı bu kadar mükemmel bir şekilde yaratan Allah, bunu ancak bizi sevdiği için yapmıştır. Bugün su ve oksijen gibi tüm ihtiyaçlarımızı karşılayan ve muhteşem nimetleriyle doyuran Allah, ancak bizi çok sevdiği için bunu yapıyor. Böylece insanlara duyurabileceğimiz, yüreklerini ferahlatacak ve hayatlarını değiştirecek en güçlü söz şudur: “Allah seni seviyor”.Çünkü Allah’ın özü sevgidir. Allah hakkında öğrenebileceğimiz en önemli gerçek şudur: Allah Sevgidir!

Allah’ı tanımak mümkün mü diye sorduk. Cevabı: “kesinlikle evet!”Çünkü yüce Allah kendisini tanımamız için evrenin her yerine sevgisini büyük harflerle yazmıştır. Ayrıca Kutsal Sözlerinde son derece ayrıntılı olarak, bize olan sevgisini belirtmiştir. O halde durmayalım, Allah’ı ve yüce sevgisini daha yakından tanımak için devam edelim.